🪀 Eyüp Peygamber Sabır Makamı Hikayesi

EyüpSultan'da Bostan iskelesindeki tekke meşrutasında ikamet etmekteydi. l970 senesinin l3 Mart'ında ebediyete intikal etmiş ve Edirnekapı Şehitliğindeki makberine tavdî edilmiştir. Vefatından altı ay evvel, doktor olan oğlu Isparta yolunda bir trafik kazasında can vermiştir. RüyasındaEyüp Peygamber, bu kızın derdini dinlemiş, sırtını sıvazlamış, onu teskin ve teselli etmiş, sabır tavsiye ederek kendisine bir çanak vermiş. —Bak yavrum, bu çanağı gizli bir yerde sakla. Her gün bildiğin duaları oku ve vaktin oldukça “Ya sabır” çek ve bu çanağa üfle. Derdini bu çanağa anlat. İslami Aşk, Allah Aşkı, Dualar, Dini Hikayeler, Dini Bilgiler, Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Daha Fazlası İçin Buyrun Dostlar Hz. Eyüp A.s. hakkında Kuran’da 6 tane ayet vardır. Bunlar: “Biz ona İshak’ı ve Yakub’u da hediye ettik: Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh’a ve onun soyundan Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Musa’ya ve Harun’a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz.”. Ermesi zor olan en güzel makamdır. Sabrın yalnızca kullara, kulluğa mahsus olup, sabretmekle en çetin yolların gülistan olduğunu anlayana; sabır basamak, sabır mertebe, sabır lütuftur, ihsandır. Var mı bir önemi hangi sıfatla buyur geldiğinin, belki acının acısı, zorun en zorudur evladınla gelen sabra davet. eyüpsabrı her kula müyesser değil.* eyyam sana uymazsa, sen eyyama uy. eziyet yahudi ye yakışır. ezkar-ı taksim ettiler gül düştü harın payına. faka takmaya ekini yok, at değirmeninde nöbet sarar. fakir eline bakarsa, sen kesene bak. fakire itibar yoktur. fakirin tesellisi ölümdür. Allah ve Peygamber sevgilisi, dünya ihmal edilmeden ön plana çıkmaya başlar. Ve tasavvufi algılama daha netleşir. İşte son kitabımız olan "Korku ve Yakarış" menzile doğru yol alan güzel insanların, bu müminlerin vardıkları bir makamdır. Korku ve Yakarış makamı. İslami deyimiyle "Havf ü Reca" makamı. dPfuP1. Şanlıurfa Hz. Eyyûb için ata yurdudur. Hz. Eyyûb hayatının bir evresinde tüm peygamberlerde olduğu gibi hicretle şereflenmiştir. Filistin’den başlayarak Şam diyarını kapsayan ve Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Eyyüpnebi Beldesi’nde noktalanan bu hicretle ilgili olarak, Eyyubnebi Beldesi ve Şanlıurfa merkez eksenli hayat hikâyesi üç dinin de yazılı kaynaklarında tafsilatlı olarak anlatılır. Gerek Kurân’ı Kerim’de ve gerekse yazılı kaynakların tamamında Hz. Eyyûb anlatılırken hayatın daha çok bu evresi anlatılır. Bu evre ise tamı ile mekânsal olarak Şanlıurfa orijinlidir. Şanlıurfa Merkezin güneyindeki Eyyûb Peygamber Mahallesi’nde Eyyub Peygamber Makamı olarak bilinen külliyede “Çile Mağarası” ve “Şifalı Kuyu” Eyyûb kıssası Urfa'da halk arasında anonimleşmiş bir tarzda ve yazılı kaynaklardan aktarılan rivayetlerde şöyle anlatılırCenâb-ı Hakk, yöre insanları arasında seçkin bir kulu olan Hz. Eyyûb'u peygamberlikle görevlendirir. O’nu ve ailesini maddi ve manevi bakımdan öylesine zenginleştirir ki, O’na birçok evlât verir, malına, davarlarına bereket girer. Birçok köyü, bu köylerde bereketli toprakları ve sürülerce davarı olur. Böylece bölgenin hatırı sayılır zenginlerinden biri Hakk, O’nu imtihan için, önce malını ve davarlarını, sonra tüm evlâtlarını elinden alır. Varlıklar içerisinden yokluklar içerisine, sefil bir hayata sürüklenir. O ise “Veren Allah, alan Allah” diyerek, isyana, hüzne girmeden haline şükrederek sabreyler. Sarsılmaz bir imanla metanetini kaybetmez, ibadetine devam eder. İhtiyarlık çağında ağır bir hastalığa tutulur. Her tarafı yara bere içinde kalır. Çevresindeki uzak, yakın akrabaları ve son olarak hanımı bulaşıcı bir hastalığa tutulduğuna kani olup, onu bir bir terk ederler. Hiç kimsenin değil de hanımı Rahme'nin kendisini terk etmesine içerlenir ve sağlığına kavuşunca onu yüz değnekle muhakkak cezalandıracağına yemin eder. Hz. Eyyûb'u köyden kovarlar. Hanımı Rahme onu köyün dışında oldukça uzakta bir mağaraya, yani Şanlıurfa Merkez İlçedeki Eyyûb Peygamber Makamı olarak bilinen ve asırlardır ziyaret edilen “Çile Mağarası”na bırakıp köye geri Rahme zaman zaman mağaraya gelip onu ziyaret eder. Beraberinde yiyecekler getirir. Bir müddet kaldıktan sonra onu tekrar yalnızlığına terk eder. Böylesi bir durumda, eşinin yalnız bırakması ve Şeytanın musallat olup kalbine vesvese koymak istemesi bu yüce insanı aslâ ve zikrinden alıkoymaz. Vücudunun her tarafı yara bere içerisinde olduğundan vücudunu kurt kaplar. O ise yarasını kemiren bu kurtçukları yere düştüklerinde kaldırıp vücuduna koyarak “Buyurun rızkınızı yiyiniz.” deyip büyük bir dayanıklılık ve sabır örneği gösterir. Ne zaman ki kurtlar kalbine sirayet etmeye çalışınca bu Azîz Peygamber Allah’u Teâla'ya iltica ederek “Allah'ım! Vücudumu hastalıktan zayıflık ve takatsizlik kapladı. Sana zikir ve taâde mecalim kalmadı merhamete muhtaç bir hale geldim. Sana sığındım, bana merhamet et! Sen ise merhametlilerin en müşfikisin ey Rabb’im !” diye dûa eder. Çile Mağarası, tarihî kaynaklarda Eyyûbiye Karyesi” diye geçen yerleşim alanındadır. Cenâb-ı Hakk, sevgili kulu Hz. Eyyûb'un duasını kabul eder. Topuğunu yere vurmasını, çıkacak olan su ile yıkanmasını ve bu soğuk suyu içmesini emr eyler. Hz. Eyyûb emr-i İlâhî'yi yerine getirir ve topuğunu yere vurur, mucizevî soğuk bir su Eyyûb bu serin sudan yıkanıp içerek vücudunun hem içini, hem dışını onunla temizler. Böylece hastalıklardan kurtulur. Bu su kaynağı Şehir Merkezindeki Eyyûb Peygamber Makamında “Şifalı Kuyu” olarak bilinen yerdir. Su kaynağının üzerine daha sonraları iki adet taştan ayak ve üzerinde bir atkı taşı konulmuştur. Kuyunun bulunduğu kayalık alanda kendirin sarkıtılıp çekilmesinden dolayı derin oyuklar oluşmuştur. Bu ise yüzyılların kullanımına işaret eder. Suyu soğuk ve temiz olup hiç kurumaz. Tarih buyunca birçok komutan ve kral hastalığı iyileşsin diye bu su ile yıkanmıştır Hıristiyanlar ve Müslümanlar tarafından bu su şifalı olarak kabul edilmiştir. Şifalı Kuyu’nun 100-200 metre kadar batısındaki kalıntıların altında kayalardan oyulmuş bir hamam olduğu, bu hamamda cüzamlı hastaların ve romatizma hastalıkların tedavisinin yapıldığı yazılı ve sözlü kaynaklarda Beldesi - Hz. Eyyub hayatının bir evresinde tüm peygamberlerde olduğu gibi hicretle şereflenmiştir. Filistin’den başlayarak Şam diyarını kapsayan ve Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Eyyüpnebi Beldesi’nde noktalanan bu hicretle ilgili olarak, Eyyubnebi Beldesi ve Şanlıurfa merkez eksenli hayat hikâyesi üç dinin de yazılı kaynaklarında tafsilatlı olarak anlatılır. Urfa-Mardin karayolunun 85 sapan 16 asfalt yolun sonunda Şanlıurfa Merkez ilçeye 100 km. olan Eyyüpnebi Beldesi’nde Hz. Eyyûb’un ve eşi Hz. Rahme’nin türbeleri ve Hz. Eyyûb’u görmeye gelen Hz. Elyesa Peygamberin makamları, Hz. Eyyûb’un güneşlenirken sırtını dayadığı taş beldenin 400 yıldan beri Eyyüb Nebi adıyla anıldığı vakfiyesinden anlaşılmaktadır. Bağdat seferi sırasında bu köye uğrayarak mezarları ziyaret eden Osmanlı padişahı IV. Murat, çevredeki 17 köyün gelirini bu türbelerin bakımı için vakfetmiştir. Yüzlerce yıldır bilhassa dini bayramlarda ve arife günlerinde bu mezarlar binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Efsaneye göre, Hz. Eyyub'un otururken sırtını dayadığına inanılan büyük bir bazalt taş "Sabır Taşı" ise, türbesinin batısındadır ve ziyaret edilir. Hz. Eyyûb şifa bulduktan sonra geldiği köye, yani Eyyûbnebi Beldesi’ne geri dönmüştür. Burada uzun süre yaşamış mal, mülk ve evlat sahibi olmuştur. İmtihan öncesi sahip olduğu zenginliğe fazlasıyla sahip olmuştur. Hz. Eyyûb 93, bir başka görüşe göre 164 yaşında vefat ettiği rivayet edilir. Hz. Eyyûb Eyyûbnebî Beldesi’ne defin Rahme Hatun Nebî köyü höyüğünün kuzey-batı yönünde, höyüğe 50 metre mesafedeki makam, Hz. Eyyûb'un Hanımı Hz Rahme'nin türbesi olarak ziyâret edilmektedir. Hz. Eyyûb hastalanınca ilk başlarda eşi Hz. Rahme O’na yeterli ilgiyi göstermemiş ve Hz. Eyyûb’u Çile Mağarası’nda tek başına bırakarak oradan ayrılmış ve köyüne geri gitmiştir. Hiç bırakmaması veya sık sık ziyaret etmesi gerekirken ne yazık ki O’nu ihmal etmiştir. Hanımını çok seven Eyyûb’u bu durum çok üzmüştür ve O, Rabbi’ne sığınmıştır. Hz. Eyyûb hastalığında karısı tarafından ihmal edilince ona “Eğer Allah beni şu hastalıktan kurtarırsa, sana yüz değnek vururum!” diye yemin etmişti. Hastalıktan şifa bulunca Cenâb-ı Hakk, bu yeminden Hz. Eyyûb'a bir kurtuluş yolu gösterdi. Kurân-ı Kerîm'de me’âlen şöyle buyrulur “Ey Eyyûb! eline yüz daldan destelenmiş bir demet al da onunla hanımına vur ve yemininde hânis olma!” dedik. Doğrusu biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu; muhakkak ki o Allah'a yönelirdi. Sâd 44Hz. Elyesa TürbesiHz. Elyesa Hz. Eyyûb’un çağdaşıdır. Hz. Elyasa diğer peygamberler gibi hep hicret etmiştir. Şam diyarından göç ederek Hz. Eyyûb görmeye gelen Hz. Elyesa, Eyyûbnebi Köyü’ne vardığında yoluna şeytan çıkar, yaşlı bir insan kılığında Hz Elyesa’ya görünür ve O’na musallat olarak “Ey yaşlı insan boşuna yorulma Eyyûb’u bulamasın O buralardan göç etti çok uzaklara gitti bu yaşlı halinle O’nu bulman mümkün değil” diyerek Hz. Elyesa’yı kandırır. Hz. Elyesa artık yaşlanmıştır yürüyecek gücü kalmamıştır, hemen oracıkta Rabbine sığınarak ruhunu teslim almasını niyaz eyler. Rivayet edilir ki Hz. Elyesa, Hz. Eyyûb’la buluşmaya ramak kala oracıkta ruhunu Rahman’a teslim eder. Bir diğer rivayete göre Hz. Elyesa, Hz. İdris, Hz. İsa gibi o noktada Rabbi tarafından göğe çekilmiştir. Hz. Eyyûb türbesinin güneybatısında köye 500 metre kadar mesafedeki makam Hz. Elyesa türbesi olarak bilinmekte ve asırlardır Hz. Elyesa makamı olarak ziyaret edilmektedir. Hz. Eyyup Makamı ve Kuyusu Fotoğrafları EYYÛB ALEYHİSSELÂM Belâlara sabrı ile meşhurdurEyyûb aleyhisselâmın çok mal ve serveti ile oğlu vardı. Sürü sürü hayvanları, bağları ve bahçeleri bulunuyordu. Şam civarında Beseniyye mevkiindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdı. Fakat servetinin çokluğu onu Allah yolundan alıkoymadı. Eyyûb aleyhisselâm Şam civarında yaşayan insanlara peygamber olarak gönderildi. Onları Allahü teâlâya îmân ve ibadet etmeye çağırdı. Bu uğurda pek çok zahmet çekti. Sonra malı, evladı ve bedeni ile imtihan edildi. Eyyûb aleyhisselâm çok büyük sıkıntılara göğüs gerdi. Sabrı, kullukta kusur etmeyip şikâyette bulunmayışı ve başka güzel vasıfları ile ibadet ehline ve akıl sahiplerine örnek oldu. Allahü teâlâ hazret-i Eyyûb'u imtihan etmeyi murâd etti. Onun malarını çeşitli vesilelerle elinden aldı. Koyunları sel, ekinleri ise rüzgar ile telef oldu. Şeytan çoban suretinde ağlayarak Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldi. O sırada insanlara vaaz nasihatte bulunan Eyyûb aleyhisselâma mallarının ve servetinin telef olduğunu söyledi. Hazret-i Eyyûb bu haber kerşısında hiç şikayette bulunmayarak Allahü teâlâya hamd ve şükürde bulundu ve "Üzülme! O malı mülkü bana Rabbim vermişti. Şimdi de aldı. Çünkü sahibi O'dur. " dedi. Bu sözleri ve hareketi karşısında şeytan perişan olup, geri gitti. Sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın, hocaları ile ders okuyan çocuklarının da zelzeleyle ruhlarını aldı. Bu defa hoca şekline giren şeytan feryâd ve figân ederek Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldi.."Ey Eyyûb! Allahü teâlâ evini zelzele ile yıktı. Çocukların öldü. Her biri parça parça oldular." dedi.. Çocuklarına olan şefkatından dolayı gözlerinden yaşlar gelen Eyyûb aleyhisselâm sabır ve tevekkül ederek, Allahü teâlâya teslimiyetini bildirdi. Şeytana da "Ey mel'ûn! Sen İblissin. Beni Rabbime isyana teşvik etmek istiyorsun. Şunu bil ki, evladım bir emanet idi. Rabbime niçin inciniyim. Rabbime hamd ederim." buyurdu. Bundan sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın vücuduna hastalık verdi. Hazret-i Eyyûb'un hastalığı gün geçtikçe şiddetlendi. Akrabaları, komşuları ve başkaları yanına uğramaz oldu. Yalnız hanımı Rahîme Hatûn onu terk etmedi. Ona hizmetine devam edip, ihtiyaç için neyi varsa sarf etti. Hazret-i Eyyûb bu halinde de şikâyet ve feryâdda bulunmayıp, hamd etti ve sabır gösterdi. Bu defa şeytan Eyyûb aleyhisselâmın bulunduğu şehir halkına vesvese vererek; "Onun hastalığı size geçer, onu şehrinizden çıkarın." dedi. Şehir halkı Eyyûb aleyhisselâmı ve hanımı Rahîme'yi şehirden dışarı çıkardılar. Rahîme Hâtun şehrin dışında bir yerde hazret-i Eyyûb'a hizmete devam etti. Hazret-i Eyyûb, yedi yıl dert ve bela içinde kaldı. Hâlinden hiç şikâyet etmedi. Şeytan, bu defa insan suretinde Rahîme Hâtunun karşısına çıkıp onu Eyyûb aleyhisselâmın hizmetinden alıkoymaya çalıştı. Ona; "Kendine yazık ediyorsun. Hastalığı sana geçer." dedi. Rahîme Hâtun ise, şeytana; "Onun üzerimdeki hakkı çoktur, ödeyemem. Nîmet ve rahat vaktinde onunla yaşadım. Bu hastalık hâlinde onu bırakamam." dedi. Dönüşte, onları hazret-i Eyyûb'a anlattı. Eyyûb aleyhisselâm da onun iblîs yani şeytan olduğunu ve onun vesvesesinden sakınmasını söyledi. Şeytan daha sonra da Rahîme Hâtunun karşısına çıkarak, vesvese vermeye çalıştıysa da aldırış etmedi. Hazret-i Eyyûb'un hastalığı gittikçe şiddetlendi. Onun bu hâli beden, kalp ve lisanıyla yaptığı kulluk ve peygamberlik vazifelerini iyice zorlaştırdı. O zaman Allahü teâlâya duâ ve niyazda bulundu "Bana gerçekten hastalık isabet etti. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin." dedi. Allahü teâlâ onun duâ ve niyâzını kabûl etti. Birgün Eyyûb aleyhisselâmın hanımı Rahîme Hâtun yiyecek aramaya çıkmıştı. İkindi vakti Allahü teâlânın lütuf ve müjdesi ulaştı. Cebrâil aleyhisselâm gelerek Allahü teâlâdan; Ey Eyyûb! Belâ verdim sabrettin. Şimdi ben sıhhat ve nîmet vereceğim." haberini getirdi. Allahü teâlâ; "Ey Eyyûb! Ayağını yere vur. Çıkan sudan gusleyle ve soğuğundan iç. "Sâd sûresi 42 buyurdu. Bu emr-i ilâhî üzerine Eyyûb aleyhisselâm ayağını yere vurdu. Biri sıcak, biri soğuk, iki pınar fışkırdı. Sıcak sudan gusl edince bedenindeki, soğuk sudan içince içindeki hastalıklardan kurtuldu ve sıhhate kavuştu. Kuvveti geri geldi. Taze bir genç oldu. Elinden alınmış olan mallarını Allahü teâlâ geri iâde etti. Çok sayıda evlâd ihsân etti veya bir rivâyette ölmüş olan oğullarını diriltti. Yüz çeviren dostları kendisine muhabbetle yöneldiler. Eyyûb aleyhisselâm güzel huylu, cömerd ve çok merhametliydi. Fakirlere, misafirlere, yetimlere çok yerdım ederdi. Bedenine, malına ve evlâdına gelen musibetlere sabredip ilahî takdire rızâ gösterirdi. Bundan dolayı insanlık tarihinde, "Eyyûb aleyhisselâmın sabrı gibi" darbımeseliyle anıldı. Allahü teâlâ onu bu güzel vasıfları sebebiyle Kur'ân-ı kerîmde şöyle mehd ü senâ buyurdu "Biz onu belâlara hakikaten sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu. Şüphe yok ki o tamamen Allah'a dönen bir zât idi. " Sâd sûresi 44 Eyyûb aleyhisselâmla ilgili olarak Kur'ân-ı kerîmin En'âm, Nısâ, Sâd ve Enbiyâ sûrelerinde bilgi hastalık çektiği mağara ve kutsal suyu ile yıkanarak şifa bulduğu kuyu; günümüzde Urfa’nın Eyyüb Peygamber semtinde, ziyarete açıktır. Eyüp Peygamber Makamı'na girdiğinizde karşınıza cami çıkar sol tarafta sabır makamı denilen mağara, onun hemen aşağısındada su kuyusu vardır... 103 Tips dan ulasanFilterhuzursabır makametşifa sumanevî atmosferbahçeailesumağarakuyular5 moreMasuk untuk memberikan tips di etmeli,hâla şifalı olduğuna inanılan sudan içilmeli,Şanlıurfa'nın manevi havasına ciddi katkı sunan bir değer...Suara positif May 21Urfa'ya gittiğinizde dua edip, hikayesiyle mest olacağınız mağara gibi yer. Mutlaka ziyaret positif May 27Hz. Eyüp Peygamberin sabırla beklediği mağara. Sabrının sonunda Allah CC. Tarafından hicretle şereflendirilmiştir. Sabır sırasında hastalındıktan sonra buradaki şifa su ile üstü süper bir yer.. bol bol dua edip şifanın Allahtan geldiğini aklımızdan çıkarmadan bo bol sudan için. Bir de özellikle cuma namazına gidip cuma hutbesi manevi atmosfer var. Görülmesi gereken bir yer. Hz. Eyübün şifa bulsuğu sudan içmeden havası, manevi atmosferi, her adım başı gezilecek o kadar güzellikler var ki... Mutlaka gezilmesi gereken yerlerden n Peygamber şehri Şanlıurfa 💐Yaşanılanları düşünmek ibret almak gerek. Huzurlu bir mekan. Şifa Allah'danSabır makamı duaların birleştiği yerDuvarları tırnaklarıyla kazıyan teyzeler, elini yüzünü duvara sürten nineler ile karşılaşıyorsunuz. İçeriye giriş yasaklanmalı. Ayak kokusu sarmıştı gittiğimde, inmemle çıkmam bir tüm inanan büyüklerimizden vefat edenlere rahmeti ile muamele eylesin ve ahirette bizleri onlara komşu etsin inşallahNe söylenebilir ki?Mutlaka ziyaret edin,dua edip şifalı sudan için ve alt bahçede yatan büyükleri de ziyaret etmeyi guzel bir yer ziyaret etmenize tavsiye ederimPeygamberler şehrinin en güzel ve huzurlu ,🙏🏻🙏🏻🙏🏻görülmesi gereken yerlerden biri urfanın yerini gönlümde hiçbirşey tutamaz içinizin huzur dolacagı yerGörülecek manevi bir ortamŞifa Dolu Sular, Sabır Makamı ve Huzur....Güzel bir muhteşem bir maneviyat var. Dua et ibadet yap sıkıntılarından kurtulTek kelime ile huzur maneviyatın yükseldiği yerlerTarihi Önem taşıyan bütün güzellikler biaraya toplanmış mükemmel 😊Insanın manevı duygusunun artığı ortam tarih dokusu boZulmamısSabrın ve inancın yegane temsilcisi yüce insan....Muazzam bir maneviyati iyisi sabır makamında sabır edip görmek...Rabbim burada yapılacak olan duaları dergah-ı izzetinde kabul etsin.. Bu dualar İslam dünyasına barış getirsinGidip görülmesi gereken manevi yerlerden bir satan çocuklar dan kurtulmanız neredeyse imkansız. Her yerde bidon satanlar oyuna gelmeyin ;Huzur veren bir yerdi herkesin sabir dilemesiSabır makamıHuzur....Çok Güzel. ..Gezin dua edin ve şifalı suyu muhakkak icin..O daracik yerde namaz kilmaya calisan kadinlar icin sabir makamında baya sabırlı olmak rivayete göre kuyudaki suyu görebilirsen dileğin kabul olurmuş. Insallah.. sabır MakamıÇok güzel bir yer gerçektenSabır ❤🙏🏻🙏🏻Huzur,sabir makamı...Cqmii içindeki makamına inerek ziyaret edebilirsiniz. Küçük bir yer old. kadın ve erkekler sırayla ziyaret edilmesi gereken bi makamHuzur dua mutluluk ibadet Allah'ım bizleri şefaatlerine Nail eylesin âminSabır makamı...belkide ençok ihtiyacımız olan şey...Sabır huzurMükemmel bir yer tavsiye ederimDüzen güzelUrfada yaşıyorsanız sabıra çok ihtiyacınız olacak... Birçok peygamberden iz taşıyan Şanlıurfa, adeta maneviyat iksiri dağıtıyor ziyaretçilerine. O güzide atmosferi daha yakından hissetmek adına Viranşehir’e doğru ilerlerken, sabır makamını görmek arzusuyla çarpıyor yüreğimiz. Adını peygamberden alan Eyüp Nebi Beldesi’ne ulaştığımızda heyecan doruğa zirveye çıktığı bir yüreğin, bir sevdanın, bir peygamberin izine rastlamak için düştük yollara… Bir ucu tevekkülün zirvesindeki peygamber Hz. İbrahim, diğer ucu sabrıyla taşı çatlatan Hz. Eyüp’e kadar birçok peygamberden iz taşıyan Şanlıurfa, adeta maneviyat iksiri dağıtıyor ziyaretçilerine… O güzide atmosferi daha yakından hissetmek adına Viranşehir’e doğru ilerlerken, sabır makamını görmek arzusuyla çarpıyor yüreğimiz. Adını peygamberden alan Eyüp Nebi Beldesi’ne ulaştığımızda heyecan doruğa Anadolu kasabalarına benzeyen beldede, sabır makamına gelindiğinde yeşilliğin zümrüt saltanatı göz dolduruyor. Yaz aylarında, özellikle mayısın ilk haftası düzenlenen sabır konulu etkinliklere akın akın gelen ziyaretçiler türbelerin ihtişamlı görüntüleri karşısında adeta sabırla motive oluyorlar. Eskiden kara yoluyla hacca giden hacı adayları da Eyüp Nebi türbesini mutlaka ziyaret çatlatan sabırRivayetlere göre Hz. Eyüp’ün imtihan olduğu hastalıktan kurtulmasına sebep olan şifalı suyun yanına geliyoruz. Çevredeki insanlar dertlerine derman olsun diye avuç avuç içip yüzlerini yıkıyorlar. Az ileride etrafı çevrilmiş irice bir kaya göze çarpıyor. Sabır Peygamberi’nin hastalıkla mücadele ederken bu kayaya yaslandığı söyleniyor. Rabbi’ne tevekkülle bağlı Hz. Eyüp’ün çektiği acılardan kayanın parçalandığına inanılıyor. Kalplerin göklerine sabır kandili yakan Peygamber’in metaneti karşısında ziyaretçilerin bir kısmı taşı kırıp götürmeye kalkışınca, görevliler koruma altına alıp etrafını çevirmişler. İnsanoğlu enteresan bir varlık; sabrı bizzat yaşamış peygamberden ibret almak yerine yaslandığı taştan medet umuyor. Günümüzde bırakın büyük bir derdi, bir baş ağrısıyla bile hırçınlaşan kimseler isyan bayrağını çekmeye hazır. Böyleleri nefeslerini dünya eksenli bir medet uğruna düşünmeden tüketirken bazıları da tevekkül bayrağına sarılarak sabrın zirvelerine doğru süzülüyorlar. Çile Mağarası içinden resim Sabırla imtihanEyüp mal ve evlat bakımından son derece zengindi. Allah onu büyük bir imtihana tabi tuttu. Evlatları birer birer öldü, mallarının tamamı elinden çıktı; ama o, en ufak bir şikâyette dahi bulunmuyordu. Ardından büyük bir hastalıkla iki büklüm olan Eyüp Peygamber, her şeye rağmen kulluğunu aksatmıyor, Rabbi’ni zikretmeye ara vermiyordu. Ancak hastalığı öyle bir hâl aldı ki, dilini ve kalbini kıpırdatamaz oldu. O vakit ellerini Yaratanı’na açtı “Allahım, hastalığım bana zarar vermeye başladı. Kalbimle ve dilimle kulluk yapamaz oldum. Oysa ben ibadetsiz yaşayamam Allahım! Halimi senin merhametine bırakıyorum.”Rabbimiz’in bu duaya icabeti yüce kitabımızda şöyle haber veriliyor “Eyüp’ü de hatırla. Hani o Rabbi’ne, Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin’ diye niyaz etmişti. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.” Enbiya, 83-84Peygamberinin duasını karşılıksız bırakmayan Rabimiz ona, ayağını yere vurmasını, oradan çıkacak suyu içmesini ve sonra yıkanmasını söyledi. Rabbi’nin emirlerini harfiyen yerine getiren Eyüp Peygamber böylece sağlığına kavuştu. Yüce Rabbimiz, eski zenginliğinden ve ölen evlatlarından daha fazlasını verdi ona. Sabır imtihanında kendisinden sonraki peygamberlerin ümmetlerine bile örnek olan Eyüp Peygamber hastalığı boyunca kendini yalnız bırakmayan eşiyle birlikte uzun yıllar adeta bağrına basan Hz. Eyüp ve eşi Rahime Hatun’un türbelerini Irak seferinden dönen 4. Murat, konakladığı bu beldede Hz. Eyüp’ü rüyasında görmesi üzerine yaptırmıştır. Peygamberler şehri Şanlıurfa’ya yolu düşenlere ve sabırda enginleşmek isteyenlere Eyüp Nebi türbesini ziyaret etmelerini, şifalı sudan kana kana içmelerini tavsiye ederiz. Altın çekirgeler Bir gün Hz. Eyüp yıkanırken üzerine nereden geldiği belli olmayan çekirgeler düşmeye başladı. Sabır peygamberi onları aceleyle toplamaya çalışınca Allah Teala “Ya Eyüp ben seni eski sağlığına ve zenginliğine kavuşturmadım mı? Bunlara ne ihtiyacın var ki” buyurdu. Hz. Eyüp şöyle cevap verdi “Ya Rabbi! Evet, bana eskisinden daha büyük bir zenginlik verdin. Ancak bu senin hazinelerine ilgisiz kalmamı gerektirmez. Çünkü veren sensin. Senin verdiğin bir şeyi ben nasıl reddederim!” İlgili Aramalar eyup peygamber sabır mağarası , eyup peygamber magarası , eyup peygamber sabrı , eyup peygamber 7 yıl mağarada , şanlıurfada nerelerı gezmeli Şanlıurfa Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdür vekili Murat ÖNEN ise yapılan faaliyetlerimize her zaman desteklerini esirgemeyen Valimiz Sayın İzzettin KÜÇÜK başta olmak üzere vali yardımcısı Ahmet YILDIZ, Şanlıurfa İl Müftüsü İhsan AÇIK beye ,Haliliye İlçe Müftüsü İbrahim Halil OKULU ’ ya ve Eyyüp Nebi gezisi için bizlere otobüs tahsis eden Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Nihat Çiftçi’ ye teşekkür ederim" Hz. Eyyûb için ata yurdudur. Hz. Eyyûb hayatının bir evresinde tüm peygamberlerde olduğu gibi hicretle başlayarak Şam diyarını kapsayan ve Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesine bağlı Eyyüpnebi Beldesi'nde noktalanan bu hicretle ilgili olarak, Eyyubnebi Beldesi ve Şanlıurfa merkez eksenli hayat hikâyesi üç dinin de yazılı kaynaklarında tafsilatlı olarak anlatılır. Gerek Kurân'ı Kerim'de ve gerekse yazılı kaynakların tamamında Hz. Eyyûb anlatılırken hayatın daha çok bu evresi anlatılır. Bu evre ise tamı ile mekânsal olarak Şanlıurfa Merkezin güneyindeki Eyyûb Peygamber Mahallesi'nde Eyyub Peygamber Makamı olarak bilinen külliyede "Çile Mağarası" ve "Şifalı Kuyu" Eyyûb kıssası Urfa'da halk arasında anonimleşmiş bir tarzda ve yazılı kaynaklardan aktarılan rivayetlerde şöyle anlatılırCenâb-ı Hakk, yöre insanları arasında seçkin bir kulu olan Hz. Eyyûb'u peygamberlikle ve ailesini maddi ve manevi bakımdan öylesine zenginleştirir ki, O'na birçok evlât verir, malına, davarlarına bereket girer. Birçok köyü, bu köylerde bereketli toprakları ve sürülerce davarı olur. Böylece bölgenin hatırı sayılır zenginlerinden biri EYYÛB ÇİLE ÇEKTİĞİ MAKAMICenâb-ı Hakk, O'nu imtihan için, önce malını ve davarlarını, sonra tüm evlâtlarını elinden alır. Varlıklar içerisinden yokluklar içerisine, sefil bir hayata ise "Veren Allah, alan Allah" diyerek, isyana, hüzne girmeden haline şükrederek sabreyler. Sarsılmaz bir imanla metanetini kaybetmez, ibadetine devam eder. İhtiyarlık çağında ağır bir hastalığa tutulur. Her tarafı yara bere içinde kalır. Çevresindeki uzak, yakın akrabaları ve son olarak hanımı bulaşıcı bir hastalığa tutulduğuna kani olup, onu bir bir terk kimsenin değil de hanımı Rahme'nin kendisini terk etmesine içerlenir ve sağlığına kavuşunca onu yüz değnekle muhakkak cezalandıracağına yemin eder. Hz. Eyyûb'u köyden kovarlar. Hanımı Rahme onu köyün dışında oldukça uzakta bir mağaraya, yani Şanlıurfa Merkez İlçedeki Eyyûb Peygamber Makamı olarak bilinen ve asırlardır ziyaret edilen "Çile Mağarası"na bırakıp köye geri Rahme zaman zaman mağaraya gelip onu ziyaret eder. Beraberinde yiyecekler getirir. Bir müddet kaldıktan sonra onu tekrar yalnızlığına terk eder. Böylesi bir durumda, eşinin yalnız bırakması ve Şeytanın musallat olup kalbine vesvese koymak istemesi bu yüce insanı aslâ ve zikrinden alıkoymaz. Vücudunun her tarafı yara bere içerisinde olduğundan vücudunu kurt kaplar. O ise yarasını kemiren bu kurtçukları yere düştüklerinde kaldırıp vücuduna koyarak "Buyurun rızkınızı yiyiniz." deyip büyük bir dayanıklılık ve sabır örneği gösterir. Ne zaman ki kurtlar kalbine sirayet etmeye çalışınca bu Azîz Peygamber Allah'u Teâla'ya iltica ederek "Allah'ım! Vücudumu hastalıktan zayıflık ve takatsizlik kapladı. Sana zikir ve taâde mecalim kalmadı merhamete muhtaç bir hale geldim. Sana sığındım, bana merhamet et! Sen ise merhametlilerin en müşfikisin ey Rabb'im !" diye dûa eder. Çile Mağarası, tarihî kaynaklarda Eyyûbiye Karyesi" diye geçen yerleşim Hakk, sevgili kulu Hz. Eyyûb'un duasını kabul eder. Topuğunu yere vurmasını, çıkacak olan su ile yıkanmasını ve bu soğuk suyu içmesini emr eyler. Hz. Eyyûb emr-i İlâhî'yi yerine getirir ve topuğunu yere vurur, mucizevî soğuk bir su Eyyûb bu serin sudan yıkanıp içerek vücudunun hem içini, hem dışını onunla temizler. Böylece hastalıklardan kurtulur. Bu su kaynağı Şehir Merkezindeki Eyyûb Peygamber Makamında "Şifalı Kuyu" olarak bilinen yerdir. Su kaynağının üzerine daha sonraları iki adet taştan ayak ve üzerinde bir atkı taşı konulmuştur. Kuyunun bulunduğu kayalık alanda kendirin sarkıtılıp çekilmesinden dolayı derin oyuklar oluşmuştur. Bu ise yüzyılların kullanımına işaret soğuk ve temiz olup hiç kurumaz. Tarih buyunca birçok komutan ve kral hastalığı iyileşsin diye bu su ile yıkanmıştır Hıristiyanlar ve Müslümanlar tarafından bu su şifalı olarak kabul edilmiştir. Şifalı Kuyu'nun 100-200 metre kadar batısındaki kalıntıların altında kayalardan oyulmuş bir hamam olduğu, bu hamamda cüzamlı hastaların ve romatizma hastalıkların tedavisinin yapıldığı yazılı ve sözlü kaynaklarda BELDESİ - Hz. Eyyub hayatının bir evresinde tüm peygamberlerde olduğu gibi hicretle şereflenmiştir. Filistin'den başlayarak Şam diyarını kapsayan ve Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesine bağlı Eyyüpnebi Beldesi'nde noktalanan bu hicretle ilgili olarak, Eyyubnebi Beldesi ve Şanlıurfa merkez eksenli hayat hikâyesi üç dinin de yazılı kaynaklarında tafsilatlı olarak karayolunun 85 sapan 16 asfalt yolun sonunda Şanlıurfa Merkez ilçeye 100 km. olan Eyyüpnebi Beldesi'nde Hz. Eyyûb'un ve eşi Hz. Rahme'nin türbeleri ve Hz. Eyyûb'u görmeye gelen Hz. Elyesa Peygamberin makamları, Hz. Eyyûb'un güneşlenirken sırtını dayadığı taş beldenin 400 yıldan beri Eyyüb Nebi adıyla anıldığı vakfiyesinden anlaşılmaktadır. Bağdat seferi sırasında bu köye uğrayarak mezarları ziyaret eden Osmanlı padişahı IV. Murat, çevredeki 17 köyün gelirini bu türbelerin bakımı için vakfetmiştir. Yüzlerce yıldır bilhassa dini bayramlarda ve arife günlerinde bu mezarlar binlerce kişi tarafından ziyaret göre, Hz. Eyyub'un otururken sırtını dayadığına inanılan büyük bir bazalt taş "Sabır Taşı" ise, türbesinin batısındadır ve ziyaret edilir. Hz. Eyyûb şifa bulduktan sonra geldiği köye, yani Eyyûbnebi Beldesi'ne geri dönmüştür. Burada uzun süre yaşamış mal, mülk ve evlat sahibi olmuştur. İmtihan öncesi sahip olduğu zenginliğe fazlasıyla sahip olmuştur. Hz. Eyyûb 93, bir başka görüşe göre 164 yaşında vefat ettiği rivayet edilir. Hz. Eyyûb Eyyûbnebî Beldesi'ne defin Rahme Hatun Nebî köyü höyüğünün kuzey-batı yönünde, höyüğe 50 metre mesafedeki makam, Hz. Eyyûb'un Hanımı Hz Rahme'nin türbesi olarak ziyâret edilmektedir. Hz. Eyyûb hastalanınca ilk başlarda eşi Hz. Rahme O'na yeterli ilgiyi göstermemiş ve Hz. Eyyûb'u Çile Mağarası'nda tek başına bırakarak oradan ayrılmış ve köyüne geri gitmiştir. Hiç bırakmaması veya sık sık ziyaret etmesi gerekirken ne yazık ki O'nu ihmal çok seven Eyyûb'u bu durum çok üzmüştür ve O, Rabbi'ne sığınmıştır. Hz. Eyyûb hastalığında karısı tarafından ihmal edilince ona "Eğer Allah beni şu hastalıktan kurtarırsa, sana yüz değnek vururum!" diye yemin etmişti. Hastalıktan şifa bulunca Cenâb-ı Hakk, bu yeminden Hz. Eyyûb'a bir kurtuluş yolu gösterdi. Kurân-ı Kerîm'de me'âlen şöyle buyrulur "Ey Eyyûb! eline yüz daldan destelenmiş bir demet al da onunla hanımına vur ve yemininde hânis olma!" dedik. Doğrusu biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu; muhakkak ki o Allah'a yönelirdi. Sâd 44Hz. Elyesa TürbesiHz. Elyesa Hz. Eyyûb'un çağdaşıdır. Hz. Elyasa diğer peygamberler gibi hep hicret etmiştir. Şam diyarından göç ederek Hz. Eyyûb görmeye gelen Hz. Elyesa, Eyyûbnebi Köyü'ne vardığında yoluna şeytan çıkar, yaşlı bir insan kılığında Hz Elyesa'ya görünür ve O'na musallat olarak "Ey yaşlı insan boşuna yorulma Eyyûb'u bulamasın O buralardan göç etti çok uzaklara gitti bu yaşlı halinle O'nu bulman mümkün değil" diyerek Hz. Elyesa'yı kandırır. Hz. Elyesa artık yaşlanmıştır yürüyecek gücü kalmamıştır, hemen oracıkta Rabbine sığınarak ruhunu teslim almasını niyaz edilir ki Hz. Elyesa, Hz. Eyyûb'la buluşmaya ramak kala oracıkta ruhunu Rahman'a teslim eder. Bir diğer rivayete göre Hz. Elyesa, Hz. İdris, Hz. İsa gibi o noktada Rabbi tarafından göğe çekilmiştir. Hz. Eyyûb türbesinin güneybatısında köye 500 metre kadar mesafedeki makam Hz. Elyesa türbesi olarak bilinmekte ve asırlardır Hz. Elyesa makamı olarak ziyaret edilmektedir.

eyüp peygamber sabır makamı hikayesi