🐆 Içinizden Hiçbir Şey Yapmak Gelmiyorsa
İhlas ve samimiyeti kaybedersek, bizim bu millete verebileceğimiz hiçbir şey olmaz. Her birimiz Allame-i Cihan olsak her birimiz dünyanın en iyi hatibi olsak, her birimiz dünyanın en büyük hizmet için koşturan insanı da olsak biz ihlas ve samimiyeti elden terk ederek başarılı olamayız.
Meditasyon, oldukça kadim bir gelenek olarak karşımıza çıkıyor. Antik çağlardan beri evrilerek günümüze gelen bu kavram, birçok farklı kültürde ve formda kendisine yer bulmaya devam ediyor. Çokça bilinenin aksine; meditasyon hiçbir şey hissetmeden, zihinsel bir boşluk hali içinde kalmayı hedeflemez.
Hayatadair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız Defalarca. aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret. edeceksiniz Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz Onunla bir gün bir yerde. karşılaşma umudu Bu umut sizi gitmekten
Ya da kaçar kendinden insan. Bazen yüzleşir. Kendini anlatmak ister ama kime anlatsa anlaşılmayacağını düşünür. Kendinden de kaçar bu yüzden. Anlatacak çok şey vardır ama insan aklından geçeni olduğu gibi gösterememiştir hiçbir zaman. Anlattığı her kim/ne ise onun ne anladığına bağlıdır her şey. Yanlış
O gün içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyorsa, sizi en iyi dostunuz anlar. Dostunuzla buluşun, gerekirse hiç konuşmayın ama o anı paylaşın. Bu bile size çok iyi gelecektir. • Çoğu zaman hayatta sahip olduklarımızı unuturuz, nasıl olsa sahip olmuşuzdur. Hayatınıza şöyle etraflıca bir bakın.
İçinizden gelmiyorsa bile, gülün, kahkaha atın,frekansınızı değiştirin. İçinizden gelmese de radyonun kanalını değiştirin.4- Yarının problemlerini bugünün enerjisi ile çözemezsiniz. Size bugün içingerekli tüm güç verildi. Ve yarın, yarın için gerekenler verilecek.Taşıyamayacağınız hiçbir yük size verilmez.
Hayatadair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz
ARN7. Bazen insanın içinden hiçbir şey yapmak gelmez. Önünüzde önemli bir iş beklerken sizin tek istediğiniz şey vazgeçip kimsenin görmediği bir yere saklanmak olur. Önünüzde sizi bekleyen önemli bir sunum hazırlığı, bitmesi gereken bir rapor, günlerdir ertelediğiniz sevimsiz bir telefon konuşması olabilir. Ya da bunların yerine sadece motivasyonunuzun düşük olduğu ve canınızın hiçbir şey yapmak istemediği bir gün geçiriyor olabilirsiniz. Hepimizin zaman zaman başına gelen bu durum rahatsız edici, sıkıcı, sinir edici hatta insanın enerjisini bitirici bir etki yaratabilir. Tüm bunların üstesinden gelmek için yapmanız gereken tek bir şey var; o da harekete geçmek. Ancak hepimizin bildiği bu basit formülü uygulamak her zaman pek de kolay olmayabiliyor. İşte bedeniniz ve zihniniz hiçbir şey yapmak istemediği sırada harekete geçmeniz için yardımcı olacak yöntemler… 1. Vazgeçin Canınız hiçbir şey yapmak istemediğinde, harekete geçmek çok zor olabilir ve bu öfke, kızgınlık, can sıkıntısı hatta depresyon duygusuna neden olabilir. Kendinizi ne kadar motive etmek isterseniz isteyin, insanın vücudunda “iyi hissetme” düğmesi olmadığı bir gerçek. Birçoğumuz iyi hissetmeye odaklanmış durumdayız. Bu yüzden kendimizi kötü hissettirecek, zorlayacak her türlü eylemden kaçınıyoruz. Harekete geçmek için öncelikle kendinizi iyi hissetme zorunluluğundan vazgeçin. Buna odaklandıkça, rahatınızı bozabilecek adımlar atmak daha zor olur. Kendinize can sıkıntısı, öfke, kızgınlık ve hatta depresif duygular için izin verin. Her zaman kendinizi iyi hissedemezsiniz. 2. Rahatsızlık hissine yer açın Kendini iyi hissetme zorunluluğundan vazgeçmek yeterli değil. Rahatsızlık hissi ve kendini kötü hissetme duygusuna da yer açmalı, izin vermelisiniz. Engellerin üstesinden gelmeyi, onları aşmayı, yenmeyi, yok saymayı bırakın. Biraz da engellerin varlığını kabul edin. Kendinize can sıkıntısı, öfke, kızgınlık ve hatta depresif duygular için izin verin. Her zaman kendinizi iyi hissedemezsiniz. 3. Kendi gerekçelerinizle iletişime geçin Bir işe yaramayacaksa insan kendini neden rahatsız hissetsin ki? Harekete geçmenin size neler katacağını, neden harekete geçmeniz gerektiğini belirleyin. Kendinizi suçlu hissetmemek için harekete geçmek yerine, kendi iyiliğiniz veya kendinize bir şey katmak için harekete geçin. Sadece bu bile büyük bir motivasyon kaynağı olabilir. 4. Hedef belirleyin Her şey tamamsa, şimdi söz verme zamanı. Küçük hedeflerle başlayabilirsiniz. 5 kilometre koşmak istiyorsanız, 1 kilometrelik hedeflerle başlayın. Elinize bir kağıt kalem alın ve şu sorulara yanıt verin Ne yapmak istiyorsunuz? Ne zaman yapmak istiyorsunuz? Nerede yapmak istiyorsunuz? Hedefinizi tam olarak belirlerseniz, onu hayata geçirmeniz daha kolay olur. 5. Başlayın Bir şeyler yapın. Hemen şimdi bir adım atın. Daha sonra ikinci adımı atarsınız. Önemli olan şimdi başlamak ve süreci devam ettirmek. Hedefinizi tam olarak belirlerseniz, onu hayata geçirmeniz daha kolay olur. 6. Eylemsizliği de kabullenin Bazen en iyi stratejiyi de uygulasanız, kısa ömürlü olabilir. Böyle durumlarda kendinize şunu sorun Kim size harekete geçmek zorunda olduğunuzu söyledi? Bazen harekete geçemiyor olmanızı, eylemsizliğinizi kabullenmelisiniz. Böylelikle seçim yapma ve sorumluluk alma kapasitenizi artırmış olursunuz. İlginizi çekebilir İçinizden iyi hissetmek gelmiyorsa, mutsuzluğun da keyfini çıkarmanın 5 yolu Kaynaklar Psychology Today Huffington Post
Günler kısaldı kısalalı, sabahları yataktan zor kalkmaya başladıysanız, içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyorsa, kendinizi fazlasıyla mutsuz hissediyor, daha mutlu hissetmek için daha çok yemek yemek ihtiyacı hissediyorsanız ve işte verimliliğiniz düştüyse muhtemelen siz de kış yorgunluğundan mustaripsiniz. Merak etmeyin, tüm etkilerini yok edecek basit çareleri var. Uzak dursa ya bizden Kış yorgunluğu nedir? Kış yorgunluğu, tıpta mevsime bağlı duygu durumu bozukluğu SAD-Sessional Affective Disorder olarak tanımlanan ve ileri safhalarında depresyona dönüşebilen, oldukça yaygın ama kolayca tedavi edilebilir bir tür rahatsızlık. Tüm boyutları hâlâ tam olarak anlaşılamamakla birlikte uzmanlar, başlıca nedeninin gün ışığının azalması olduğunda hem fikir. Parlak güneşli günlerin geride kalmasıyla birlikte insan beyninin yeterli düzeyde melatonin veya serotinin hormonu üretememesinin ve insanların biyolojik saatinin dengesinin bozulmasının da etkili olabileceği düşünülüyor. Belirtileri ve etkileri kişiden kişiye değişim gösteren kış yorgunluğu, genellikle Eylül ayında başlıyor ve bazı insanlarda bahara kadar devam edebiliyor; dahası her yıl sürekli tekrar ediyor. Kadınlar erkeklere, gençler yaşlılara oranla kış yorgunluğu ya da depresyonuna yakalanmaya daha çok meyilli. Tek dişi kalmış canavar Kış yorgunluğunun belirtileri nelerdir? Kış yorgunluğu, kendini çok belirgin üç davranışla gösteriyor Sabahları zor ve bazen baş ağrısıyla uyanmak; miskin, bitkin ve nedensiz yere hüzünlü hissetmek ve iştahın artması. Uzun saatler boyunca uyuma isteği, depresif bir ruh hali, keyifsizlik, hayattan haz alamamaya bağlı olarak karbonhidratlı yiyeceklere eğilim gösterme, konsantre olmakta zorluk ve çalışma verimliliğinin düşmesi diğer belirtiler arasında. Peki, kendimizi daha iyi ve dinç hissetmek için neler yapabiliriz? İhmal etmeyin Bol bol ışık! Bizimki kadar güneşi göremeyen bazı Batılı ülkelerde kış yorgunluğu depresyona ilerlemiş kişiler için öncelikle fototerapi adı verilen ışık tedavisi uygulanıyor. İnsanlar, günde yarım saat boyunca güçlü bir ışığın karşısında öylece oturuyor. Garip evet ama işe yarıyor. Işık tedavisine ihtiyaç duyacak kadar depresyona girmesek de, daha dinç hissetmek için sabah kalkar kalkmaz güçlü bir ışıkla karşılaşmamız öneriliyor. Yatak odanızın ve uyandıktan sonra ilk uğradığımız yer olan banyonun ampullerini daha güçlü hale getirerek başlayabilirsiniz. Böylece sabahları daha yüksek voltajlı ışıkla karşılaşır ve daha kolayca kendinize gelebilirsiniz. Akşam yemeği yediğiniz salon ya da mutfağın ışığını artırmak da yararlı olacaktır. Enerji tasarruflu olanları tercih etmenizi öneririz. Üşenmeyin Bol bol oksijen! "Havalar bozdu", "Bugün hava yağmurlu, sonra görüşürüz", "Of hava berbat, yürüyüşe çıkmayıvereyim" demeyiniz. Dışarı çıkınız, gerekirse kendinizi zorla dışarı çıkartınız. Kış aylarına bakış açınızı değiştiriniz. Hava size göre kötü olsa dahi, günde yarım saati ev veya ofis dışında, açık havada yürüyerek geçirmelisiniz. Çünkü gün ışığı azalmış dahi olsa insan bedenini olumlu yönde etkilemeye devam ediyor. Ayrıca kapalı mekânlarda uzun zaman geçirmek, taze hava almanızı engelleyerek hem psikolojik hem de fizyolojik olumsuz sonuçlar doğuruyor. Kendinizi durdurun Karbonhidrat tüketiminize dikkat! Hafiften ağıra çoğu depresif ruh durumu, genellikle iştahın artmasına neden olur çünkü insan, böyle durumlarda daha çok karbonhidrat tüketme ihtiyacı hisseder. Bunu da genellikle hazır gıdalardan ve abur cuburdan karşılamaya kalkarız. Oysa içerdikleri kötü karbonhidrat ve yüksek oranda işlenmiş şeker, enerjimizi düşürdüğü gibi halsizlik hissini de artırır ve daha çok yemek yeme ihtiyacı doğurur. Sonuçta aldığımız kilolar da ayrı depresyon sebebi. Bu yüzden karbonhidrat ihtiyacınızı sebze, meyve ve baklagiller gibi sağlıklı besinlerle gidermeniz büyük önem taşıyor. Balığı sevin Omega-3 ve Omega 6 ağırlıklı beslenin! Omega 3 ve Omega 6’nın eksikliği, depresif ruh halini, konsantrasyon eksikliğini ve miskinlik hissini artırır. Yeterli düzeyde alımı ise kış yorgunluğunu alır götürür. Omega 3 en çok somon, alabalık, uskumru, tuna, mezgit, sardalye, ringa gibi yağlı balıklarda, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagillerde; ayrıca Omega 6 ile birlikte keten tohumu yağı, ceviz ve yumurtada bulunur. Haftada en az 2 kere balık tüketmek, yanı sıra diğer yiyecekleri de beslenmenize eklemek kısa sürede sizi çok daha iyi hissettirecek. Güneş tek çözüm değil D vitamini olmazsa olmaz! D vitamini eksikliği ya da yetersizliğinin tek başına bile depresyon sebebi olabileceğini biliyor muydunuz? Kemik ve kas gelişiminin yanı sıra bağışıklık sisteminin dengede olması için de oldukça önemli olan bu vitamini, en çok ve doğrudan güneşten alıyoruz. Karaciğerde depolanabilse de kış ayları geldiğinde stoklar tükenmeye başlıyor. Kendimizi bitkin hissetmemizin bir nedeni de D vitamini yetersizliği olabiliyor. Beslenmemize D vitamini içeren yiyecekleri daha çok ekleyerek, seviyesini artırmamız mümkün. Omega 3 ve 6 takviyesi için bahsi geçen balıklar, aynı zamanda D vitamini de içeriyor. Ayrıca tereyağı, süt, yumurta, tatlı patates ve yulaf, ayrıca maydanoz ve ısırgan otu da iyi birer depo. Örneğin sabah kahvaltınızı ince kıyılmış maydanoz eklediğiniz çift yumurtalı tereyağlı bir omletle yapmak, gün içinde yulaflı yiyecekler tüketmek eksikliği kapatacaktır. Hadi şımartın kendinizi Sıcak çikolata için! Kış yorgunluğuyla savaşmak için en tatlı silahımız sıcak çikolata. Kakaonun insan psikolojisi ve fizyolojisinde yarattığı olumlu değişimlere dair çok sayıda çalışma var. Kesin olarak bilinen şey ise kakaonun, sıcak olarak içildiğinde daha yararlı hale gelen yüksek düzeyde antioksidan içerdiği. Daha da önemlisi, kan dolaşımını hızlandırıp kan basıncını dengeleyerek beyne oksijen taşınmasına yardımcı oluyor. Böylece konsantrasyonu artırıyor ve hafızayı güçlendiriyor. Fakat piyasada satılan hazır sıcak çikolata karışımlarından bahsetmiyoruz. Doğrudan kakao ile kolayca hazırlanabilen sıcak çikolata tariflerini denemelisiniz. Ayrıca işlenmiş beyaz veya esmer şeker kullanmak, kan şekeri dengenizi bozacağından, sıcak çikolatanızı Hindistan cevizi yağı ile tatlandırmanızı öneririz. Hem enerjiyi artırır, hem de iştahınızı dengeler. Biraz daha şımarın Aromaterapiden yararlanın! Gün içinde kokusundan hoşlandığınız bitkisel yağlardan yararlanmak da rahatlamanızı, gevşemenizi ve iyi hissetmenizi sağlayabilir. Özellikle lavanta yağının, depresyon hastaları üzerinde olumlu bir etkisi olduğuna dair bazı tıbbi çalışmalar bulunuyor. Nane, tarçın, portakal gibi güzel kokan bitkisel yağlardan istediğinizden birer damla burun deliklerinize sürebilir, bileklerinizi ve şakaklarınızı hafifçe ovabilirsiniz. Ayrıca çalıştığınız ortama, örneğin masanızın bir köşesine küçük bir kâse sıcak su koyup içine dilediğiniz yağdan birkaç damla damlatabilir, böylece ortamın hoş kokmasını da sağlayabilirsiniz. Şifa olsun
Haberler > Sorumluluklara Rağmen İçinden Hiçbir Şey Yapmak Gelmeyen İnsanların İlacı Kurbağayı Yutmak! - 1547 Son birkaç yıldır kullanımda olan procrastination kavramı, modern toplumlarla yaşayan bireylerin kanayan yarasını temsil etmeye devam ediyor. Ne ki procrastination? diyenlere... Kabaca bir tabirle, tüm sorumluluklara rağmen insanın yapması gereken şeyleri yapmaktan kaçınması, bunu da tamamen vakit kaybı aktivitelerle gerçekleştirilmesi olayına procrastination deniyor. Procrastine bir bireyin feryadı "Dolaptaki bardakları boy sırasına göre dizeyim bari" Siz de çoğu zaman sorumluluklardan ince ince kaçıyor, işlerinizi halletmek ya da ödevlerinizi yapmak yerine iki dakikada bir Instagram’ı kontrol ediyor veyahut Angry Birds filan oynuyorsanız, procrastination’dan muzdaripsiniz denebilir. Peki nasıl kurtulunur bu illetten? Üzerine onlarca kitap, yüzlerce blog girisi yazıldı, seminerlere konu oldu. Fakat henüz kesin bir reçetesi mevcut değil. Bu yazı da onlardan biri esasen. Fakat gelin, biz çağın ruhundan biraz sıyrılalım ve hikmeti eskilerde arayalım. Mark Twain’in meşhur bir sözü var. “Eğer işin kurbağa yemekse, sabah ilk olarak yapacağın en iyi şey kurbağayı yemektir. Eğer işin iki kurbağa yemekse, iyisi önce büyük olanı yemektir.” Yapmamız gereken neyse, canımız yapmak istesin ya da istemesin, ilk olarak onu yapmalıyız. Yani kurbağayı yutmalıyız! Yapılması gereken birden fazla iş varsa, bu kez önce zor olanı halletmeliyiz. Yani önce büyük kurbayağı yutmalıyız! Bu da fikrin ikinci kısmını oluşturuyor. “Ee, o kadarını biz de biliyoruz” diyebilirsiniz. Buradaki meselenin bilmekle’ bir alakası olmadığını da kavramak güç değil. Önce yapmak istemediğimiz, fakat yapmak zorunda olduğumuz işi, yani kurbağayı tespit etmemiz ve ardından onu yutmamız gerekiyor. Bunu yapmadan önce de durumu Bay Twain’in yardımıyla kavramsallaştırıyoruz, hepsi bu. Bu üşenme anlarından birinde kendinize “Kurbağayı yutmalıyım” deyin. Belki bu kez işe koyulursunuz. Denemeye değer.
içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyorsa