🥌 Hangi Dağın Ceylanıdır Bu Ceylan
birceylan postu gibi önümüze Bir dağın tarihi nasıl yazılır Sevinç ve keder aynı patikada geyik sesleri tutmuştur kayalıkları Eşkiya sessizliği bir yamaçta öteki yamaçta ateşböcekleri Bir dağın tarihi nasıl yazılır Ozanlar anlatır belki yine de dağın ruhunu, soluk alışlarını Birer aşiretmiş eskiden onlar
Bu iki zirveden Büyük Ağrı Dağı'ndaki 5137 metredir. Bu zirvenin diğer bir ismi Atatürk Zirvesi olarak geçmektedir. Küçük Ağrı Dağı'ndaki zirvenin yüksekliği ise 3898 metredir.
Hangidağın ceylanıdır bu ceylan Hangi dağın yavrusudur bu ceylan Yorumlar. Hiç Yorum Gönderilmemiş! Adınız: E-Mail: Yorum: Özcan Deniz Şarkıları
Dili Türkçe. Yayınevi: Ceylan Yayıncılık. Kitap Adı Dağın Kadın Hali. Yazar Arzu Demir. Yayınevi Ceylan Yayıncılık - Yayınevi Genel Dizisi. İlk Baskı Yılı 2014. Dil Türkçe. Barkod 9786059038140.
Iste Bu Benim Masalim: With Aleyna Tilki, Cemal Can Canseven, Merve Sevin, Hasan Denizyaran. She has strong feelings, is dreamer and different from everyone else. Her greatest talent is her voice but she's afraid of the scenes.
Bulider panosu şu anda özeldir. Genele açmak için Paylaş'a tıklayın. Bu lider panosu kaynak sahibi tarafından devre dışı bırakıldı. Seçenekleriniz kaynak sahibinden farklı olduğu için bu lider panosu devre dışı bırakılır.
Hangidağın ceylanıdır bu ceylan Hangi dağın yavrusudur bu ceylan Yazar: Hakan60. yorumlar: Etiketler: Özcan Deniz; Vurdular Ceylanı
cCgX7x. Gerçek Adı Çiğdem Ceylan Doğum Tarihi Doğum Yeri İstanbul Boyu Kilosu 55 Burcu Aslan Eğitim Durumu İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü Çiğdem Ceylan Kimdir? Aslen Nereli Kaç Yaşında Boyu Kaç? 29 Temmuz 1987 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini açan Çiğdem Ceylan, metre boyunda, 55 kilo ve Aslan burcu olan bir tarafından aslen Karadenizli olan güzel isim, İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nde Üniversite eğitimini tamamlamıştır. Eğitim hayatının bitmesi ile birlikte çalışmaya başlamış olan güzel isim, öncelikle Finans ile ilgili bir şirkette görev almış akabinde ise Spikerlik ve Diksiyon kursuna yazılarak bu alanlarda kendini geliştirmiştir. Aldığı eğitimlerin neticesinde ilk olarak Dünya Ekonomi Tv kanalında sunuculuk yapmaya başlamış olan ünlü isim, bu kanalda “Ekometre” isimli programı programda Ekonomi ile ilgili çok sayıda uzman kişiyi programına davet etmiş ve onlara çeşitli sorular yöneltmiştir. Ekonomi programlarının ardından Spor ile ilgili programlar sunmaya başlamış olan Çiğdem Ceylan, A Spor kanalına transfer yıllardır A Spor televizyonunda sunuculuk yapan güzel isim, “Sabah Sporu” isimli programın sunuculuğunu yapmaktadır. Sabah program sunmaktan büyük keyif aldığını dile getirmiş olan ünlü sunucu, sabah çok erken saatte uyandığını ve bu nedenle kendini çok dinç hissettiğini Youtube kanalındaki bir videosunda söylemiştir. Türkiye Ligi dışındaki müsabakaları da sık sık takip eden Ceylan, Türkiye liginin ardından en çok İspanya ve Almanya ligi maçlarını takip etmektedir. Kaynak
HALİL FİDAN - İstanbullu sınıf öğretmeni Ceylan Gaygusuz, geçen yıl atandığı Şanlıurfa merkeze yaklaşık 80 kilometre mesafede bir dağ mahallesindeki okulda öğrencilerini geleceğe hazırlıyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nde sınıf öğretmenliği bölümünü bitirdikten sonra hayallerinin mesleğine 2017-2018 Eğitim Öğretim döneminde atandığı Merkez Eyyübiye ilçesine bağlı Akçiçek Mahallesinde başlayan 25 yaşındaki Ceylan öğretmen, tüm olumsuzluklara rağmen görevini en güzel şekilde yerine getirmek için çalışıyor. Ceylan Gaygusuz, Tek Tek Dağları Bölgesinde yer alan 60 haneli ve taşımalı sistemle yaklaşık 400 öğrencinin eğitim gördüğü mahallede cep telefonu çekmediği için, diğer öğretmenler gibi büyük sıkıntılar yaşadı. Kent merkezindeki evinden okula gidip gelmek için her gün yaklaşık 160 kilometre kateden Ceylan Gaygusuz, iş adamı babası Hüseyin Gaygusuz'un da desteğiyle GSM Operatörü yetkilileriyle görüşerek sorunun çözümü için uğraştı. Gaygusuz, uzun çabalar sonucunda bölgeye verici yerleştirilmesini sağladı. Böylece hem okulun bulunduğu yerleşim yerinin hem de bazı çevre köylerin iletişim sorunu çözüme kavuştu. -"Öğrenci velilerine de ulaşamıyorduk" Aynı zamanda konservatuar eğitimi alan ve ilk türkü klibini yayınlamaya hazırlanan Ceylan Gaygusuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllarca İstanbul'da yaşadıktan sonra bölgenin koşullarına alışmasının zaman aldığını anlattı. Mesleğini çok sevdiğini bu nedenle pes etmeyi hiç düşünmediğini aktaran Gaygusuz, şunları kaydetti "Okulumuza farklı köylerden yaklaşık 400 öğrenci geliyor. Okulda 15 öğretmeniz. Her gün 80 kilometrelik yolu gidip geliyoruz. Cep telefonu şebekelerinin çekmemesi nedeniyle büyük sıkıntı yaşadık, ailelerimizle görüşemiyorduk, iletişim kuramıyorduk. Öğrenci velilerine de ulaşamıyorduk. Telefonla görüşmek için yüksek tepelere çıkmak durumunda kalıyorduk. Böyle olunca ailem de rahatsız oldu. Bana ulaşamadıklarında endişeleniyorlardı. Bunun üzerine babam tanıdığı operatör şirketi yetkilileriyle görüşüp durumun çözülmesi için çalışma başlattı. Uzun süren çabanın sonunda köye verici yerleştirildi ve artık oturduğumuz yerden telefonla görüşüp internete girebiliyoruz." Doğuda bir köy okulunda öğretmenlik yapma hayaline kavuştuğu için mutlu olduğunu anlatan Ceylan Gaygusuz, "Burada görev yapmak zor ama aynı zamanda keyifli. Sonuçta bunun için eğitim aldık. Zorluklarla mücadele etmezseniz bu meslekten doyum alamazsınız öğrencilere bir şey veremezsiniz hizmeti yerine getirmemiş olursunuz. O yüzden neyle mücadele edersek edelim, hangi sorunlarla karşılaşırsak karşılaşalım her şey hem çocuklar için hem de ülkemizin daha iyi yerlere gelmesi için." diye konuştu. - Mahalleliler mutlu Mahalle muhtarı Hasan Kaynak da defalarca talepte bulunmalarına rağmen bölgeye verici yerleştirilmediğini, bu nedenle büyük sıkıntılar yaşadıklarını dile getirdi. Kaynak, "Ceylan hocanın babası sayesinde köyümüzün şebeke sorunu çözülmüş oldu. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Komşu köylerimiz de bundan yararlanıyor." dedi. Vatandaşlardan Latif Çoban ise mahalleye yerleştirilen verici sayesinde iletişim sorunlarının ortadan kalktığını belirterek, "Hem biz, hem komşu köyler şebeke sayesinde rahat bir nefes aldı. Hüseyin Gaygusuz ve Ceylan hocamıza teşekkür ediyoruz. Daha önceden iletişimde büyük sıkıntılar yaşıyorduk. Şimdi evin içinde oturarak konuşabilmenin keyfini yaşıyoruz. Ayrıca internet var, her şey daha güzel oldu." şeklinde konuştu.
Bir varmış, bir yokmuş... Bir vakitler, herkeslerin türlü savaşlardan sonra terkettiği bir viran şehrin yanında, bir dağ varmış... Bahar geldiğinde, eteklerine dağılmış binlerce kocayemiş, ıhlamur, amber ve mersin ağaçlarından yayılan baş döndürücü koku, tüm şehri tütsülermiş...Bu yüzden halk, Buhur Dağı ismini vermiş ona eskiden... Dağ onca ağacına, çiçeğine, suyuna, taşına rağmen çok yalnızmış... Gün geceye durduğunda, gökyüzüne bakar, gördüğü her yıldıza bir türkü söylermiş... Efkarından pınarları ağlar, toprağı sızım sızım sızlarmış... İstermiş ki rüyaları gerçek olsun, gönlüne göre bir yareni olsun, koynunda uyuyup koynunda uyansın, dağ daha bir dağ olsun, sevda daha bir sevda olsun. Yine öyle gecelerden bir gece, kaldırmış başını göğe, haykırıyormuş türküsünü ki; birden, bir hışırtı duymuş... Bakmış ki güzeller güzeli kınalı bir ceylan durur karşısında... Durur da öylece süzer nazlı gözlerini ona doğru...Buhur Dağı'nın kalbine kor ateşler düşmüş, heyecanla sarsılmış gövdesi...Dile gelmiş de seslenmiş bir bakışta vurulduğu Kınalı Ceylan'a... "İşte nicedir beklediğim, nicedir düşlediğim yarim geldi, umudum, ışığım, sevincim geldi, hoş geldi... Yaklaş maralım, daha da yaklaş ki yakından göreyim güzelliğini." Ceylan ürkek, ceylan telaşlı, ardına bile bakmadan, seke seke gözden kaybolmuş sessizce... Sinmiş uzaktaki bir ağacın gölgesine, derdini dillendirmiş kendince "Sesini duydum uzak diyarlardan, yaktığın türkülerde anlattığın bendim koca dağ, Buhur Dağı!... Sesine sevdalandım da buldum seni, yüreğine sevdalandım da sevdim seni. Ne var ki ben bir yaralı ceylan, sana ne hayrım olur ki, sana verecek neyim var ki. Geldim, gördüm, bildim seni...Fakat benim daha gidecek yolum, çekecek çilem var." Rüzgarlar Kınalı Ceylan'ın sedasını taşıdığında Buhur Dağı'na, kara bulutlar çökmüş zirvesine... Dağ öfkeli, dağ kırgın, adeta kükrer gibi söylemiş meramını "Duydum seni kınalım, duydum da duymasına, hem kendini gösterir hem de neden kaçarsın? Her gece seni söyledim ezgilerimde, seni yazdım gökyüzüne. Uçan kuşun kanadında, çağlayan nehirlerin nefesinde, tan yerinde şavkıyan seherlerde, yağmurların buğusunda aradım izini. Önce bana görün, sonra bırak git diye mi? Hemen şimdi dönesin bana geri, ya da ilelebet kanasın yaran; öyle ki kımıldayamayasın, öyle ki bir yudum su içmeye kalkamayasın çöküp kaldığın yerden!" Ceylanın küçücük yüreği burkulmuş acıyla... Korka korka dağın hışmından, seslenmiş ona titreyen sesiyle "Nedir bu hiddetin, feryadın? Nedir bu halden sual etmez gazabın?... 'Zaman' dedikleri bir ilaç varmış, ben daha yollara düşüp onu bulacağım, yaramı onunla sarıp bekleyeceğim iyileşmeyi... Sende kalırsam şu halimle; sana acıdan, tasadan başka bir şey veremem. Sen bir yüce dağsın, sabır taşlarıyla döşeli bayırların... Beni sen de anlamazsan, kimler anlasın?" Dağ küsmüş, ceylan boynu bükük; vurmuş kendini yollara... Bağrında Buhur Dağı'nın hasreti, vuslata ömrü yetsin diye dualar ederek Yaradan'ına, gözden kaybolup, gitmiş uzaklara... Buhur Dağı fısıldamış ardından " Bekleyeceğim seni maralım, taşım üstünde taş kalmayıncaya, toprağımda tek bir ot bitmeyinceye değin..." Ay güneşi, güneş ayı kovalamış durmuş, mevsimler mevsimlere, yıllar yıllara kavuşmuş... Diyar diyar gezmiş ceylan, deva bildiği mahir zaman iyileştirirken yarasını, Buhur Dağı'nın içli sesi, gönlünün mabedinden bir an olsun silinmemiş... Kızıl kınalı başını semaya kaldırıp da sevdasının ve sevdalısının sırrına erdiği yalnız gecelerinde, her bir yıldızdan yüreğine yansıyan ışık, yarinin kendisine adadığı türkülerinin giziymiş... Masalcı tam da öyle bir anda, sesini verivermiş masala... "Gecedir; ayrı düşmüş sevgililerin elzemi hasretleri göğsünde emziren... Gecedir; tek yürekte iki taşkın nehir gibi coşan, ikiyi bir kılan, biri ikiye bölen sevdaların beşiği... Ömür denilen ise ahu gözlü ceylanın kirpiğinde kanat çırpması kadar bir kelebeğin... Ceylan fani, dağ fani... Geldi vakti saati... Düştü ceylan sevdasının, sevdalısının yollarına..." Günler birbiri ardına inci gibi dizilirken, hiç durmadan koşmuş ceylan... Ayaklarında dermanı kalmamış, acıkmış, susamış... Bir an olsun durmamış, Buhur Dağı'nın billur ırmaklarının suyuymuş susadığı, Buhur Dağı'nın kaynağıyla besleyip büyüttüğü ağaçların yemişleriymiş acıktığı... Derman, Buhur Dağı'nın koynundaymış. Birbirlerini gördükleri ilk andaki kadar ışıltılı ve sakin bir gece, Kınalı Ceylan varmış yarinin eteklerine... Nice soğuk iklimlerden sıcak iklimlere değin yolunu gözlediği ceylanını, gelişinden bilmiş Buhur Dağı... Seslenmiş usulca "Ey kınalım, ey güzeller güzeli ceylanım, döndün demek sonunda bana... İyileşti mi yaran? Buldun mu çareni; bir su damlası gibi akıp gittiğin, bir kum tanesi gibi savrulduğun yollarda? Senin gönlümü kasıp kavuran hasretin, ehramı oldu ağaçlarımın, çiçeklerimin; tohumlar bile çatlayamadan küle döndü toprağımda... Vardın geldin ama; şimdi benim sana verecek neyim var; susuzluğunu gidereceğin bir pınarım bile yok ki; kuruyup gitti hepsi, acıktıysan seni neyle doyurayım; sabır taşlarımda biten otlarla kanmazsın ki açlığına." Ceylan bitkin; tırmanırken dağın yamacına, devrilivermiş bedeni kurumuş dalların arasına, küçücük kınalı başını vurmuş kocaman bir taşa... Son mecaliyle konuşmaya çalışırken, şu kelimeler dökülmüş dilinden "Sar beni Buhur Dağı'm... Sar beni yazgım olan; canım tenimden çıkmadan beni sana kavuşturan sevdan ile... Toprağından kanıma aksın ölüm, kanımdan toprağına aksın dirim, hasretinle yaktığın çiçeğin, ağacın, kanımla hayat bulsun yeniden. Ben sana karışayım, sende son bulup, sende doğayım... Bak şu kızıl yıldız var ya; işte o benim yıldızımdır. Ona söyleyerek şimdi en güzel türkünü, kollarında uyut beni güzel sesinle..." Ve canını teslim etmiş ceylan oracıkta, nazlı gözleri kapanırken düşen iki damla yaş; yuvarlanıp dağın iyi yanına, iki ayrı ırmağa dönüşürken... Buhur Dağı, tüm acılardan da büyük bir acıyla öyle sarsılmış, öyle inlemiş ki, gökyüzü yırtılmış sesinden, şimşekler çakmış, simsiyah bir yıldırım düşmüş zirvesine; ikiye bölmüş koca dağı... O geceden sonra mevsim ne vakit bahara dönse, Buhur Dağı'nın ikiye ayrıldığı, Kınalı Ceylan'ın gözyaşlarından oluşan iki ırmağın kavuştuğu yerde kızıl bir gonca gül bitermiş. Açıp da yaprağını, kokusunu yele verdiğinde yıldızlı gecelerde; kimselerin duymadığı, kimselerin bilmediği bir türkü yankılanırmış o vadinin en kuytu yerinde... İlke ERSOY Yazılan Yorumlar Berat Yaşım 19 bir kız arkadaşım var geçmişte sorun yaşadığı için onu uyutmak için hep masal okurum genelde çocuk masalları fakat kralım sen bizi mest ettin, eline yüreğine sağlık. Ertuğrul Vural Hocam kalemine sağlık. Aşk acısı mı çektin yaw nedir. 32 yaşında adamım çocuğa değil kendime okudum. Kınalı ceylanına kavuşursun inşallah... Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşurmuş!!! Ahmet Oğlum çok beğendi ve çok duygulandı. Masal annesş Ne kadar edebi bir masal çocukları uyuttu beni mest etti osman harika bir üslüp ,harika bir tarz. ahengine kapılıyor insan. beğenmemek ne mümkün … devamını görmek dileğiyle yüreğine yaşar yörür çok güzeldi beğendim çok elif çok beğendim kızım için okudum bende seviyorum masalları uzun olduğu için kızım yarısında uyudu ama sonuna kadar okudum içinde birazda kendimi buldum yasamisliklerimisüperdi emeğine sağlık yazarın. ilke ersoy güzel hikaye İlke ersoy Güzel hikaye Elif Cok begendim kizim icin okudum bende seviyorum masallari uzun oldugu icin kizim yarisinda uyudu ama sonuna kadar okudum icinde birazda kendimi buldum yasanmisliklarimi superdi emegine saglik yazarinn yaşar yörür çok güzeldi beğendim çok Osman... Harika bir üslup, harika bir tarz. Ahengine kapılıyor insan. Beğenmemek ne mümkün... Devamını görmek dileğiyle yüreğine sağlık yazarımızın. aynur albayrak çok güzeldi kendim için okudum ben masalları çok seviyorum... bir masal yazarı Değişik ve guzel bir tarz. Ama çocuklarıma okurken anlamadılar. Keşke masalların başında hitap ettiği yaş grubu da yazılsa. misafir çok güzel masallar var tavsiye ederim arkadaşlara da okuursunuz Yazılan 15 yorum görüntüleniyor.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin. "Nergis hazır mısın canım?" "Hazırım hayatım hadi çıkalım." "Tamam." Umut Ali bugün birinci sınıfa başlayacaktı ve Bozkurt çifti çok heyecanlıydı. Nergis oğlunun üzerindeki üniformayı düzeltip onun elinden tuttuğunda Giray'da Cemre Gül'ü kucağına aldı. Çocuklar arabanın arkasına otururken Nergis heyecanla oğluna baktı. "Heyecanlı mısın canım? Bir sürü arkadaşın olacak." Umut Ali dünkü heyecanının aksine bugün durgundu. Genç kadın çok üzerinde durmak istemedi. On beş dakikalık araba yolculuğunun ardından araçtan indiklerinde Nergis oğlunun elini tuttu. Sınıfa girdiklerinde heyecanları son noktadaydı. Giray oğlunun yanaklarını öpüp başarılar diledi. Her şey yolunda gibi görünüyordu. Ta ki Nergis ve Giray sınıftan çıkana kadar. Küçük oğulları koşturarak arkalarından gelmişti. "Anne baba niye gidiyorsunuz?" "Buradayız oğlum gitmiyoruz bir yere." "Beni burada bırakmayacaksınız değil mi?" "Tabi ki de. İkindin seni alacağız." "Hayır gitmeyin. Gidene kadar beni bekleyin." "Ama Umut Ali." "Lütfen anne. Yoksa bende gelirim sizinle." Giray oğlunun önüne eğilip gülümseyerek yanaklarını okşadı. "Aslan parçam. Seni burada bırakmayacağız korkma. Bak ikindin olduğunda zaten gelip alacağız." "Hayır hayır gitmeyin." Küçük çocuk inci gibi yaşlarını dökerken Nergis dayanamayıp oğluna sarıldı. "Tamam annecim ben burada kardeşinle seni bekleyeceğim. Tamam mı?" "Babam." "Onun işleri var." "Hayır o da beklesin." "Ama Umut Ali." Giray karısının elini tutup oğlunun saçlarını okşadı. "Tamam küçük bey. Biz buradayız. Seni bekliyoruz." "Söz mü?" "Söz." Umut Ali ailesine bakarak sınıfına geri dönerken Giray gülerek karısına baktı. "Bende küçükken böyleymişim biliyor musun? Annemler on beş gün boyunca beni beklemişler." Nergis'in gözleri büyürken Giray küçük bir kahkaha attı. "Şaka şaka. Sadece üç gün beklemişler." Genç kadın kocasının omzuna vururken Cemre Gül annesinin saçlarıyla oynamaya başladı. Giray ailesinin güzelliğine hayrandı. Küçük kızı büyüyor oğlu okula başlıyordu. Neşesi yerindeydi adamın. Ama bir de akşama kadar beklemek olmasaydı daha iyiydi. Birinci ders bitip de teneffüs başladığında Giray koşarak kendilerine gelip sarılan Umut Ali'yi kucağına aldı. "Nasıldı ders oğlum." "İyiydi. Hepimiz birbirimizle tanıştık baba. Öğretmenimiz çok komik." "Ne güzel işte. Bak okul o kadar da korkunç bir yer değilmiş." Umut Ali babasının kucağına oturup keyifle sohbet ederken zil tekrar çaldı. Öğlen arasına kadar bu şekilde devam etti Umut Ali. Öğlen arasında çocuklar yemekhaneye geçeceklerdi ki Umut Ali tekrar ailesinin yanına geldi. Kendisine iki tane arkadaş edinmişti küçük yaramaz. Hemen onları annesiyle tanıştırması gerekiyordu. Arkadaşlarını yanında sürükleyerek ailesinin yanına geldiğinde Umut Ali heyecanla babasına baktı. "Baba bu İlkay bu da Narin. Onlar benim arkadaşlarım." Giray çocuklara elini uzatıp tokalaştıktan sonra tam bir şey söyleyecekti ki İlkay araya girdi. "Sen annenle babanı burada mı tutuyorsun yoksa?" Umut Ali arkadaşının hayretle açılmış bakışlarını görünce hafifçe öksürdü. "Niye soruyorsun ki?" "Çocuk musun oğlum sen. Büyüdük artık. Benim annemle babam beni bırakıp gitti. Ben hiç ağlamadım." "Bende ağlamadım ki." "Annenler niye burada o zaman." "Ben onlara gidin diyorum ama onlar ağlıyor. Ben ne yapayım." İlkay'ın gözleri büyürken Giray gülmekten kendini alamadı. Genç adam ayağa kalkarken karısını da kaldırdı. "Biz gidiyoruz zaten. Oğlumuzu çok özlediğimiz için kalmıştık." Umut Ali'nin gözleri korkuyla parlarken Giray göz kırpıp oğlunun kulağına eğildi. "Seni arabada bekliyoruz aslan parçası." "Teşekkür ederim baba." Umut Ali arkadaşları ile yemekhaneye geçerken ikisinin de koluna girdi. Ailesinin onu arabada beklediğini biliyor ve bunun rahatlığı ile günün keyfini çıkarıyordu. ************ Sevgili okurcanlar Hikayenin bast-ı zaman kısmına ısrarla rüya diyen okurlarımız var. Israr edebilirsiniz tabi ama bu rüya ve bast-ı zamanın aynı şey olmadığı gerçeğini değiştirmez. Rüya bilinçaltının sergilediği bir şeydir. Bast-ı zaman ise tamamen manevi bir boyuttur. Allah'ın takdir ettiği kişiler üç saniye ya da beş saniye ya da on saniye fark etmez kısa sürede gelecekten kesitler görebilir. Bu manevi bir olaydır. araştırdığınız takdir de evliyalarında bir çok kez bu olayı yaşadığını göreceksiniz
Doğa Koruma ve Milli Parklar Hatay Şubesi Kırıkhan Şefi Nuri Akın, nesli tükenme tehlikesi altındaki gazella gazella’ türü dağ ceylanlarının 2009’da 150 civarında olan sayısının, 10 yılda 925’e ulaştığını ifade etti. Hatay’daki Kırıkhan ve Kumlu ilçeleri arasındaki Suriye sınırı bölgesinde gözlemlenen ve 2018’de 757’ye ulaşan dağ ceylanı sayısının, yaklaşık yüzde 22’lik artışla 2019 sonu itibarıyla 925’e ulaştığını tespit ettiklerini belirten Akın, dağ ceylanların yaşam alanı olan yaklaşık 13 bin hektarlık arazinin geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’ ilan edilmesinin bu sayının artmasına ciddi katkı sunacağını ifade etti. Doğa Koruma ve Milli Parklar Hatay Şubesi Kırıkhan Şefi Nuri Akın, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatıyla her yıl bölgede envanter çalışması yapıldığını belirterek, alınan önlemlerle dağ ceylanı sayısında her geçen yıl artış tespit edildiğini dile getirdi. Türün çoğalması amacıyla kurulan Hatay Dağ Ceylanı Üretim Merkezi’nde yetkililerin 24 saat görev aldığını belirten Akın, ekiplerin gazella gazella’ neslinin devamı için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda avcılığın yasak olduğunu, avlananlara ciddi cezai işlemler uygulandığını anımsattı.
hangi dağın ceylanıdır bu ceylan