🌨️ Edebiyat Söz Sanatları 9 Sınıf Örnekleri

Türkçe- Edebiyat. Türk Destanları (Genel Bilgi), İlk TÜRK Destanları, Dede Korkut Destanları, İslamiyet’in Kabulünden Sonraki Türk Destanları, Yaradılış Destanı, Alp Er Tunga Destanı, Şu Destanı, Hun-Oğuz Destanı, Göktürk Destanı, Ergenekon Destanı, Türeyiş Destanı, Göç Destanı, Satuk Buğra Han Destanı, Manas Edebîsanatlar, ince duyguların, keskin zekâların ve estetik duyarlığın ürünü olarak doğmuştur. Düzyazı temelde düşüncenin tarlasıdır. Bu nedenle düzyazılarda düşünce ağırlıklı konular işlene gelmiştir. Bu açıdan düzyazılarda yalın bir anlatım tercih edilmiştir. Şiirde ise düşünceden çok duygular 9 Sınıf Coğrafya içinde yer alan matematiksel işlem gerektiren konular da görselleştirilerek öğrencinin rahatlıkla kavrayabileceği birer hikâyeye dönüşüyor. 9. Sınıf Coğrafya eğitimlerini alan öğrencilerimiz, tüm konulara hakim olarak ve eksiksiz bir şekilde yazılı sınavlarına girerek hedeflediği notlara ulaşacaktır. Derslerdebizleri az da olsa zorlayan konulardan olan "Edebi sanatlar (Söz sanatları)" ile ilgili hazırlamış olduğumuz anlaşılır ve kolay örneklerle sınavlar Söz Sanatları (Edebi Sanatlar) 1) TEŞBİH (BENZETME) Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir. Benzetmede dört unsur bulunur: a)Benzenen b)Benzetilen c)Benzetme Yönü d)Benzetme Edatı. Bu öğelerin kullanılıp kullanılmaması açısından da üç C: 9.Sınıf Edebiyat Dersi Tüm Konuları,Anlatımları,Örnekleri PDT® aboo yarın edebiyat sınavım var ve edebi sanatları deftere yazdm çalışiim diye ama resmen sınava baştan aşağı burdan çalıştım 1700:00 Hakkında Bilgi 9. sınıf edebiyat dersi söz sanatları, Edebiyat, hüsn-i talil sanatı ve örnekleri, intak sanatı ve örnekleri, istiare sanatı ve örnekleri, mecaz-ı mürsel, mübalağa sanatı ve örnekleri 1 comment fujc. ŞİİR DİLİ Şiir insanın değişen duygu,çoşku,özlem ve hayallerini kendine özgü bir dille ifade eder. Dili daha canlı,daha güzel ve daha tesirli hale getirerek ona bir üst kimlik kazandırır. Şair günlük dildeki sözcükleri özenle seçer. Onlara yepyeni anlamlar kazandırır. Kullanılan dile yeni değerler ve anlamlar kazandırır. Benzetmelere değişmeceleremecaz yer verir. Somut varlıkları soyutlaştır, soyutları da somutlaştırır. Böylece duygu ve düşüncelerine bir anlam derinliği kazandırır. Söz Sanatları 1 Teşbih Benzetme Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır. Teşbih sanatında en az iki, en fazla dört öğe bulunur. Öğeleri şunlardır 1- Benzeyen Birbirine benzetilen şeylerden nitelik bakımından güçsüz olanıdır. 2- Kendisine Benzetilen Birbirlerine benzetilen şeylerden nitelik bakımından daha üstün ve güçlü olanıdır. 3- Benzetme Yönü Benzeyen ve kendisine benzetilen arasındaki ortak noktadır. Zaten benzetme bu ortak noktayı belirtmek için yapılır. 4- Benzetme Edatı Benzeyen ve kendisine benzetilen arasında benzetme ilgisi kuran kelime veya ektir. ÖrnekBu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,Bir eski çıban gibi işliyor içerime. Ayak Sesleri/ Necip Fazıl Kısakürek Benzeyen Sesler Kendisine benzetilen unsurEski çıban Benzetme yönü Batmak, işlemekBenzetme edatı Gibi Örnek Kömür gözlüm, gül dudaklımSen de bir gün perişan ol Hicranî Benzeyen göz - dudak Benzetilen kömür - gül 2 İstiare İğretileme Sadece benzeyen ya da benzetilenle yapılan teşbihe istiare denir. Açık istiare ve kapalı istiare olmak üzere ikiye ayrılır. a- Açık İstiare Benzetme öğelerinden sadece kendisine benzetilenin bulunduğu benzeyenin bulunmadığı istiaredir. Örnek Yüce dağ başında siyah tül vardır. Benzeyen bulutsöylenmemiş Benzetilen siyah tül söylenmiş -Örnek Havada bir dost eli okşuyor derimizi Benzeyen Rüzgarsöylenmemiş Benzetilen dost elisöylenmiş b- Kapalı İstiare Benzetme öğelerinden sadece benzeyenle yapılan istiaredir. Kapalı istiarede kendisine benzetilen yer almaz. ÖrnekYüce dağların başındaSalkım salkım olan Kendisine benzetilenüzümyok Örnek Bir arslan miyav dedi Minik fare kükredi Fareden korktu kedi Kedi pır uçuverdi Dörtlükte ''aslan'' , ''miyav'' sözcüğüyle kediye;fare, kükredi sözcüğüyle aslana; ''kedi'' ''uçuverdi'' sözcüğüyle kuşa benzetilmiştir. Ancak dörtlükte benzetilene yer verilmemiştir. 3 Teşhis Kişiselleştirme İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü bir özellik verme sanatına teşhis denir. ÖrnekAğlama karanfil beni de ağlatmaSil göz yaşlarını 4 İntak Konuşturma İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkların konuşturulması sanatıdır. Konuşturma kişileştirmeden sonra önce kişileştirilir sonra gerekirse intakta bir kişileştir me vardır ama her kişileştirmede bir intak bu sanata örnektir. Örnek Mor menekşe''Bana dokunma;''diye bağırdı. 5 Tezat Karşıtlık Aynı varlığın, olayın, durumun birbirine karşıt iki yönünü bir arada belirtmeye ya da birbirine karşıt kavramlar arasında ilgi kurmaya tezat denir. Ömrümde zararsız günümü bilmem Her senede yüz milyonluk kârım var. Huzuri Aşk derdiyle hoşem el çok ilâcımdan tabip Kılma derman kim helakim zehr-i dermânındadır. Fuzuli 6 Mübalağa Abartma Bir sözün etkisini arttırmak amacıyla bir şeyi olduğundan çok göstermek ya da olmayacak biçimde anlatma sanatıdır. Örnek Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan Telmih Hatırlatma Söz arasında herkesin bildiği bir olaya ya da kişiye işaret etme sanatı. Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu, Kerem'in sazına cevap veren bu. Gökyüzünde İsa ile, Tur dağında Musa ile , Elindeki asa ile, Çağırayım Mevlam seni. Yunus Emre 8 Tecahül-i Arif Bilmemezlikten Gelme Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği bilmez görünerek anlatma sanatıdır. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz? Cahit Sıtkı Tarancı 9 Hüsn-i Talil Güzel Bir Nedene Bağlama Sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini,gerçek sebebinin dışında başka,güzel bir nedene bağlamadır. ÖrnekSenin o gül yüzünü görmek için Sana güneş bakmak için doğuyor. 10 Tenasüp Uygunluk Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanmaktır. Örnek Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip Kılma derman kim helakim zehr-i dermendadır. Bu dizelerde ''dert,derman,ilaç,tabip'' birbiriyle ilgili sözcükler olarak kullanılmıştır. 11 Mecaz-ı Mürsel Ad Aktarması Bir sözün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcük yerine gerçek anlamı dışında kullanılması sanatıdır. ÖrnekAnkara bu olaya tepki gösterdi. Burada tepki gösteren şehir değil. Ankara da bulunan hükümettir. Mecaz-ı mürsel söylenmiş hükümet kastedilmiştir. “Edebi sanatlar ya da söz sanatları“nın mantığını anlayabilmek için öncelikle edebiyatın amacını iyi bir şekilde bilmek gerekiyor. Edebiyatın genel amacı duygu ve düşüncelerin başkalarına etkileyici ve güzel bir şekilde aktarılmasıdır. Bu amaçların gerçekleşmesi için anlatımlarında sanatçılar bazı söz sanatlarından yararlanırlar. Ancak edebi sanatların şiir içinde kullanılabilmesi büyük bir yetenek gerektirmektedir. Söz SanatlarıAnlatımda etkiyi arttırmak, anlatımı zenginleştirmek, güçlendirmek ve renklendirmek için dilin anlam ve sembolik gücünü kullanma özelliklerine “Edebi sanatlar ya da söz sanatları” bir edebiyat oluşturma gayreti taşıyan “Divan edebiyatı“nda edebi sanatların çok büyük bir yeri vardır. Çünkü divan şiirinde beyitlerde az sözle birçok şey anlatılmak amaçlandığından sayfalar dolusu düşünce ve hissi bir beyite sığdırmak isteyen şairler, bunu başarmak için çağrışımlardan ya da “Teşbih, mecaz, istiare, kinaye, teşhis” gibi birçok söz sanatlarından yararlanmışlardır. Şiirin dilini de oldukça ağırlaştıran edebi sanatlar yoluyla eserin daha güzelleştiği, sözün daha etkili olduğu kabul Sanatları ÖrnekleriTeşbih BenzetmeAralarında benzerlik ilgisi kurulan varlık veya kavramlardan nitelikçe zayıf olanın, kuvvetli olana benzetilerek sanatıyla birlikte sözün etkisi ve anlamı güçlendirilmiş dört ögesi vardırBenzeyen Özellikçe zayıf benzetilen Özellikçe güçlü yönü Aktarılan edatı Gibi, kadar, sanki vb. krallar gibi lüks içinde sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım;Teşbih-i Beliğ Güzel BenzetmeBenzetme ögelerinden sadece “Kendisine benzetilen ve benzeyen” ile yapılan teşbih çeşididir. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?Tilki çocuk bizi yine kandırmayı bir dumanla kapandı her yerİstiare EğretilemeBenzetmenin asıl unsurları olan benzeyen ya da kendisine benzetilenin yalnız birinin kullanılmasıyla yapılan edebî İstiare Sadece “Kendisine benzetilen” ögesinin kullanıldığı düşmanı denize hilâl uğruna ya Rab ne güneşler İstiare Yalnızca “Benzeyen” ögesinin kullanıldığı istiare sahada adeta damla damla bir korku Ad AktarmasıBir sözün, benzetme amacı güdülmeden, başka bir sözün yerine aktarmasın gerçekleşebilmesi için iki hususa dikkat etmek gerekir1 Benzetme amacının olmaması Sözcüğün gerçek anlamının dışında mecaz anlamda kullanılması aktarması yapılırken; parça-bütün, genel-özel, iç-dış, yazar-eser, yer-insan gibi benzetme ilişkileri kurabilir.⇒ Parça-Bütün İlgisi Bu tekerlekler nereleri gördü bir bilsen!⇒ İç-Dış İlgisi Bir depoyla toplamda 500 km yol yaptık.⇒ Sanatçı-Eser İlgisiZihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta, Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta.⇒ Yer-İnsan İlgisi Tüm sınıfı yarın sözlü Kişileştirmeİnsan dışındaki varlık ve kavramlara insana ait duyuş̧ ve davranış̧ özellikleri yükleme sanatıdır.Teşhisin olduğu yerde kapalı istiare de vardır.Bir yağmur başlar ya inceden inceBak o zaman topraktaki sevincehaliç̧’te bir vapuru vurdular dört kişidemirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyorduİntak KonuşturmaKişileştirilen varlık veya kavramın insan gibi konuşturulması sanatıdır.İntak sanatının olduğu her yerde teşhis sanatı da vardır.Sarı tamburadır adımGöklere ağar feryadımPir Sultan’ımdır üstadımBen anınçin inilerimDal bir gün dedi ki tomurcuğuna— Tenimde bir yara işler UygunlukAnlamca birbiriyle ilgili kelimelerin bir arada kullanılması gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı, Selam durdu kayığı, çaparası, takası, Selam durdu tayfası. Tezat KarşıtlıkBirbirine karşıt duygu, düşünce, hayal ve durumları ifade eden kavramları bir arada kullanma böyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?– Güleriz ağlanacak HatırlatmaHerkes tarafından bilinen bir olaya veya kişiye gönderme yaparak o olayı veya kişiyi hatırlatma İsa ileTur Dağı’nda Musa ileElindeki asa ileÇağırayım Mevla’m seniGönlünü Şirin’in aşkı sarıncaYol almış hayatın ufuklarıncaO hızla dağları Ferhat yarıncaBaşlamış akmaya çoban çeşmesiHüsnütalil Güzel Nedene BağlamaBir olayı gerçek nedeninin dışında bir nedene, çoğunlukla da güzel bir nedene bağlama kiraz dalı çocuklar uzansın diye yere doğru şeyler düşünelim diyeYemyeşil oluvermiş ağaçlarAy parlar gül yüzün görünsün diyeTecahüliarif Bilmezden GelmeAnlam inceliği oluşturmak için bildiği bir şeyi bilmez görünme, bilmezlikten gelme kar mı yağdı ne var?Benim mi Allahım bu çizgili yüz?“Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhımKurbanın olam var mı benim bunda günahım”Kinaye DeğinmeceGerçek anlamı da düşünülebilecek bir sözü gerçek anlamının dışında mecaz anlamıyla kullanma yüzü kızarmak, alnı açık gibi deyimler ve atılan ok geri gelmez gibi atasözleri kinayeye der ki belim büküldü Gözümün cevheri yere döküldüİşleyen demir pas düştüğü yeri İğnelemeBir sözü tersini kastederek kullanma, bir kişiyi ya da durumu alaya almak için yapılan iğneleme kadar kültürlü olduğu ! yazılarından belli.– O kadar zeki ki bütün sınıfları çift dikiş ne kudret ki elifbayı okur atasözü veya vecize özdeyiş̧ kullanma sanatıdır. Böylelikle sözün anlam gücü ve inandırıcılığı artmış olur.– Tok olanlar bilemez çektiğini aç kalanın,Sırtı pek kimseye ahvâl-i şitâ kış ortamı yaz görünür.– Balık baştan kokar bunu bilmemek,Seyrânî gâfilin AbartmaSözün gücünü ve etkisini artırmak amacıyla bir durum, olay ya da varlığın olduğundan büyük veya küçük, çok ya da az gösterilerek anlatılması sanatıdır.– Manda yuva yapmış söğüt dalına,Yavrusunu sinek kapmış.– Bir ah çeksem dağı taşı eritir,Gözüm yaşı değirmeni Sorma SanatıSözün anlam gücünü ve etkisini artırmak amacıyla cümlenin soru şeklinde oluşturulmasına istifham sanatı bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?Felekler yandı âhımdan muradım şem’i yanmaz mı?Tekrir YinelemeŞiirde bir ifadeyi etkili kılmak ve vurgusunu arttırmak için ilgili sözcüklerin tekrar edilmesine tekrir sanatı denir. Bu sanatla birlikte ilgili sözcükler dikkat çekici hale içün kim ki cânânın sever cânın sever,Cânı kim cânânı içün sevse cânânın bende demem bende değilimBir ben vardır bende benden dizede birden fazla kavramın söylenmesi ve sonrasındaki dizede bu kavramlarla ilgili benzerlik ve karşıtlıkları sıralamaya leffüneşir sanatı denizde kaptan, ovada çiftçi, şehirde esnaf olanBiz gemi yürüten, tarla süren, alışveriş yapan”“Nedir bu savaş insanlarda barışa azim yok muKan dökücü mızrağı atıp zeytin dalı tutmak yok mu”Nidaiçinde bulunulan duygu ve heyecanları coşkun bir şekilde anlatmaya nida sanatı denir. Genellikle ay, ey, hay, ah gibi ünlemlerle kurban olayım çehreni ey nazlı hilalYâ rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beniSeciCümlelerin ya da yan cümlelerin sonlarındaki ses benzerliğine seci sanatı denir. Bu sanata nesirde kullanılan uyak da gözlerin nuru, gönüllerin sürûru; başımızın tâcı,dil ehlinin mîrâcı.“Dost yolunda nistlik gerek, yâr önünde pestlik gerek; ten cübbesi çâk gerek, gönül evi pâk gerek.”CinasAnlamları farklı, yazılış veya söyleyiş bakımından benzer sözcüklerin bir arada kullanılmasına cinas sanatı güzel şuha dedim iki gözün sürmelidirDedi vallahi seni Hind’e kadar sürmelidir Edebi Sanatlar Nelerdir?Söz sanatlarına ilişkin ayrıntılı bilgiye ve edebi sanat örneklerine aşağıdaki linklerden kolayca BenzetmeTeşbih-i BeliğİstiareMecaz-ı Mürsel Ad AktarmasıTeşhis Kişileştirmeİntak KonuşturmaTenasüp UygunlukKinaye DeğinmeceHüsnütalilTevriyeEdebi Sanatlar PDF + VideoAşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Edebiyat Ders Notları PDF” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Aşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Edebi Sanatlar PDF Çalışma Kağıdı” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla ÇEKEBİLECEK YAZILAR⇒ PDF / Slayt⇒ Ders Konuları⇒ TYT Türkçe ⇒ AYT Edebiyat Söz sanatları, özellikle öğrencilerimizin çokça hata yaptığı konulardan biridir. Bizler de bu nedenle sorulara yaklaşım tarzımızı bu yolla sizlere aktaralım istedik. Öncelikle neler yapmalıyız, neler yapmamız gerekiyor bunlara bakalım. Öncelikle söz sanatlarının en kolay başlıklarına yönelmemiz gerekiyor. Ve bazı konular için bazı detayları da bilmemiz gerekmekte. En Kolay Çözülebilecek Sorular Neler? Elbette en kolay çözülebilecek sorular; kişileştirme ve buna bağlı olarak kapalı istiare, intak, istifham, irsalimesel gibi konuları soran sorulardır. O hâlde gelin bu kolay çözülebilecek sorulara yönelelim. 1. İstiare Nasıl Bulunur? İstiare, benzetmenin bir farklı çeşididir. Benzetmeden farklı yanı, kendisine benzetilen ya da benzeyenin cümlede sadece birinin bulunmasıdır. İstiareyi bulmaya çalışırken kendinizi bir şair olarak da hissedebilmeniz, işinizi kolaylaştıracaktır. İlk olarak teşbih ve istiare farkına bakalım Örnek Gül gibi yüzüyle gülümsüyor bana uzaklardan. Bu örneğe bakıldığında şair, yüzü bir güle benzetmiştir. Burada benzeyen ile kendisine benzetilen cümle içerisinde geçtiği için bizler, bunun adına teşbih demekteyiz. Örnek Gülüm; gülümsüyor bana evimizin balkonundan, elinde bir çay var. Bu örneğe bir şair gibi bakmanız gerekli esasen. Öncelikle bu yöntemi oturtursanız hiçbir sorununuzun kalmayacağına emin olabilirsiniz. Örneğe baktığımızda "gül yüzüyle" ifadesini görmekteyiz. Burada şair, duygularını rotaya koymuş ve birinin balkondan elinde çay ile gülümsediğini görebiliyoruz. Bu da sevgiliyi bizlere anımsatıyor. O vakit "gülüm" ifadesinde gül ile sevgili arasında bir bağ kurulmuştur diyebiliriz. Ancak cümlede sevgili geçmediği için bunun adına istiare deriz. 2. Kapalı İstiare Kapalı istiarenin basit bir ipucu bulunmaktadır. Kişileştirmenin olduğu her yerde kapalı istiare de bulunmaktadır. Ancak unutmamalısınız ki her kapalı istiare bir kişileştirme değildir. Bunu bilerek hareket ettiğinizde sorularda hiçbir sıkıntı yaşamayacağınıza emin olabilirsiniz. Özellikle şıklarda kapalı istiare gördüğünüzde hızlı olabilmek adına ilk başta teşhis yani kişileştirme aramalısınız. Bulamazsanız daha derin düşünebilirsiniz. Örnek "Renkler başkalaştı gün ortasında Koyu bir karanlık öptü denizi." Bu örneğe bakıldığında eğer şıklarda kapalı istiare varsa doğru diyebiliriz. Çünkü bu örnekte aynı zamanda bir kişileştirme söz konusudur. Yani "karanlık, denizi öpmüştür." Öpmek, insana has bir nitelik olduğu için kişileştirme vardır. Peki kapalı istiare ile bağlantısı nedir? Kapalı istiarede güçlü olan varlık yani kendisine benzetilen, metin içinde geçmez. Basitçe düşündüğümüzde karanlık, insana benzetilmiştir. Ancak insan, metinde geçmez. O vakit burada aynı zamanda bir kapalı istiare de söz konnusudur. 3. Teşhis ve İntak Farkı Her intak, bir kişileştirmeye örnek sayılabilir. Ancak her kişileştirme bir intak değildir. Bu ikili arasında ince bir ayrım bulunmaktadır. Nitekim intak, konuşturma sanatıdır. Bu nedenle verilen örneğin intak kabul edilebilmesi için o varlığın bir söz söylemesi şarttır. Örnek Sordum sarı çiçeğe Annen baban var mıdır? Çiçek eydür Derviş baba Annem babam, topraktır. Örnekte görüldüğü gibi sarı çiçeğe soru sorulması, cevap verilen bölüm haricinde kişileştirmeye dâhildir. Ancak sonrasında çiçek, bir söz söyleyip cevap verdiği için bu artık intak söz sanatına girer. Şunlara da dikkat edilmelidir "Tüm rüzgârlar türkü söyler dertli dertli." örneğinde kişileştirme söz konusudur. Söyleme ifadesi sizi yanıltmasın. Çünkü intak söz sanatının olabilmesi için bir söz söylemesi gerekmektedir. 4. Ad Aktarması ve İstiare Farkı Ad aktarması ve istiarenin tanımları çok benzerdir. "bir sözcüğün benzetme amacıyla bir başka sözcüğün yerini tutmasına istiare", "bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerini tutmasına mecazımürsel yani ad aktarması" denir. Ad aktarmasında benzetme amacı güdülmez. Bunu örnekleyecek çok güzel bir dize vardır Örnek Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna yâ Râb, ne güneşler batıyor. Örneğe bakıldığında hem istiare hem de ad aktarması görülmektedir. Hilâl, bu cümlede ad aktarması örneğidir. Nedeni ise şudur Hilâlden kasıt bayraktır. Ancak yazar, bunu benzetme amacıyla söylememiştir. Çünkü bayrağın içinde hilâl zaten bulunmaktadır. Bu nedenle hilâl dendiğinde cümledeki bağlama göre bayrak anımsanacaktır. İşte bu nedenle bu ad aktarması olur. Cümledeki bağlam tam incelendiğinde güneşler batıyor derken ilk dizeden anladığımız kadarıyla askerlerin ölümünden bahsediliyor. Bu da askerlerin ölümünü daha da güçlü aktarabilme kaygısını ortaya koyuyor. Böylelikle istiare sanatı ortaya konuyor ve askerlerin ölümü, güneşin batışına benzetiliyor. Ancak cümlede askerlerin ölümü, ölüm gibi ifadeler geçmediği için bu, istiare örneği oluyor. 5. İstifham ve Tecahüliarif Tecahüliarif söz sanatı, bilip de bilmezlikten gelmektir. Şairin bilmiyormuş gibi görünebilmesi için de soru sorması gerekebilir. İşte bu nedenle tecahüliarifin olduğu yerde istifham yani soru sorma sanatı da vardır diyebiliriz. Örnek Yılın ilk karı yağdı İyice kısaldı günler Ölülerimiz üşür mü ki? Örnekte ölülerin üşüyüp üşümeyeceği zaten bilinmektedir ancak bilmezlikten gelinmektedir. Bu tecahüliarif sanatına örnek oluşturur. Aynı zamanda "Ölülerimiz üşür mü ki?" diye soru da sorarak istifham sanatı uygulanmıştır. 6. Tenasüp Nasıl Bulunur? Tenasüp, adından da anlaşılacağı gibi nasip yani uygun anlamına gelir. Çok basit bir söz sanatıdır. Birbiriyle ilgi kurulabilecek kelimelerin rastgele dizilimiyle oluşturulur. Şıklarda tenasüp varsa ilk bakılması gereken birbiriyle ilişki kurulabilecek üç kelime bulunup bulunmadığıdır. Örnek Yiğit kendini övende Oklar menzili dövende Kılıç kalkana değende Kalkan gümbür gümbürlenir Örnekte görüldüğü gibi yiğit, ok, kılıç, kalkan, meydan gibi kelimeler birbirleriyle ilişkilidir ve rastgele sıralanmıştır. Bu nedenle tenasüp sanatına örnek oluşturur. Bunların dışında mesela ağaç ile neler bir bütünlük oluşturabilir? Yaprak, dal gibi kelimeler bir tenasüp örneği oluşturabilir. Soruları çözerken bunlara dikkat etmek en doğrusu olacaktır. 7. Kinaye ve Tevriye Farkı Kinaye, bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek şekilde kullanılmasıdır. Bazı deyimler bu yönüyle kinaye örneği oluşturur. Farktan evvel, kinayenin nasıl bulunacağına dair konuşmak gerekir. Kinayedeki gerçek anlamı bulabilmek için öncelikle basit bir şekilde düşünmek gerekir. Bu basitlik, çok ama çok rahat akla gelebilecek örnekleri içerir. Ancak cümlenin anlamını da iyi incelemek gerekir bu basitliği bulabilmek için. Dadaloğlu’m der ki belim büküldü Gözümün cevheri yere döküldü Basit bir şekilde düşünmemiz gerekli bu dizelerde. İkinci dizede insanın gözyaşı döktüğünü görüyoruz. Bu ipucunu aldık. İlk dizeye bakalım. Şair, belinin büküldüğünü söylüyor. Basitçe bir insanın beli bükülemez mi? Bükülebilir. O vakit bunu cebe atıyoruz. Çünkü bu gerçek anlam. Şimdi şairin yerine geçiyoruz ve düşünüyoruz. Bir insanın gözyaşı döktüğü ortada. O vakit burada ne var? Mecaz anlam var. Yani dertten belim büküldü anlamı çıkar. O vakit burada hem gerçek hem de mecaz anlam söz konusudur. Şair kinaye yapmıştır. Peki tevriyede neler olabilir? Tevriye için en büyük ipucumuz, insan adları. Şairler, genellikle kendilerini şiirde geçirmek adına tevriye sanatına başvururlar. Örneğin "baki" kelimesi sonsuzluk anlamına gelirken bir de şairin adıdır aynı zamanda. O hâlde biz burada tevriyeye örnek olabilir deriz. Tevriyenin örnekleri zor mudur? Evet. Ancak genel anlamıyla bu insan adları tercih edilmektedir sorularda. Örnek Tahir Efendi bana kelp demiş İltifatı bu sözde zâhirdir. Mâlikî mezhebim benim zira İtikadımca kelp, tahirdir. Bu örnekte zaten Tahir kelimesinin kullanımı, ipucunun en başıdır. Çünkü Tahir, hem birinin adı hem de temiz anlamına gelmektedir. Şair, tahir efendiye doğrudan kelp köpek demiştir ancak kellesini kurtarma adına tahir kelimesinin temiz anlamına sığınmıştır. 8. Hüsnütalil Nasıl Bulunur? Hüsnütalil, söz sanatlarının en rahatıdır. Çünkü var olan bir sebebin dışında daha çekici bir sebebe bağlama söz konusudur. Örneğin dünyanın dönüşünü sevgilinin gülüşüne bağlarsanız bu hüsnütalil örneği olacaktır. Örnek Seni düşündüğüm zaman, bir ceylan su içmeye iner. Normal olarak ceylan, zaten su içmek için uğraşacaktır. Ancak şair, bu olayı sevgiliyi düşünmeye bağlamıştır. Görüldüğü gibi söz sanatı sorularında şair gibi yaklaşmayı bilirsek ve tanımlara az çok hâkimsek kolay hareket edebilmekteyiz. Söz sanatı sorularında "Hangisi vardır?" dendiğinde ilk olarak kolay olan şıklardan başlamanız soruyu daha hızlı çözmenizi sağlayacaktır. Yukarıda verdiklerimiz en çok sorulan sanatlardır. Sorulara bunları bilerek başlarsanız probleminiz pek kalmayacaktır. NOT Güncellenecektir. Hazırlayan Melih Özdamar İçeriklerimiz, pdf anlatımlar dahil, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunmaktadır. Telif haklarının herhangi bir şekilde ihlali, başka yerlerde isimsiz yayımlanması, çeşitli kitap kaynaklarında izinsiz yer alması, içeriğin izinsiz kopyalanıp başka bir isimle tanıtılması vb. ile yapan kişi, kişiler veyahut kurumlar hakkında gerekli işlemler başlatılacaktır. Türkçe ve Edebiyat yönetimi. '9 sınıf edebiyat' için 10000+ sonuç Roman Bulmaca 9. sınıf Dünya Tarihi Edebiyat Türk Destanları Grup sıralaması 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat Divan Edebiyatı Eşleştir 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat yazar eser yazar eser edebiyat Kelime avı 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat Yazım Kuralları - 2 Doğru veya yanlış İlköğretim 3. sınıf 4. sınıf ortaokul 5. sinif 6. sinif 7. sinif 8. sinif Orta öğretim 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Edebiyat Türk Dili Türkçe Karışık yazar eser Bulmaca 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Üniversite Edebiyat Oyun sosyal çalışmalar Hikaye Eksik kelime Orta öğretim 9. sınıf 10. Sınıf 11. Sinif Üniversite Edebiyat Türk Dili Söz Sanatları, Söz Sanatları Nelerdir? Söz sanatları örnekleri, söz sanatları kısaca açıklamalar... SÖZ SANATLARI KOLAY ERİŞİM ÇİZELGESİ TIKLAYINIZ MECAZLARLA İLGİLİ SANATLAR İSTİARE MECAZ-I MÜRSEL KİNAYE TEŞHİS TARİZ ANLAMLA İLGİLİ SANATLAR TENASÜP TEVRİYE TECAHÜL-İ ARİF HÜSN-İ TALİL TEZAT LEFF-Ü NEŞR TELMİH MÜBALAĞA TEKRİR NİDA İSTİFHAM RÜCU TERDİD AKİS SÖZLE İLGİLİ SANATLAR CİNAS ALİTERASYON SECİ İRSAL-I MESEL A MECAZLARLA İLGİLİ SANATLAR Sözcüğün gerçek anlamı dışında kullanılmasıyla yapılan sanattır. Söze güzellik, canlılık, kazandırır. Bu tür mecazlarda, iki nesne arasında benzetme amacı güdülür. Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü Bu dizede “kurşun” sözcüğü “bulut” anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Konuşulanlara kulak verirsen, kazançlı çıkarsın. Bu cümlede de “kulak vermek” deyimindeki “vermek” sözcüğü “dikkatle dinlemek” anlamında mecazdır. Burnundan Yanına varılmıyor. Bu cümlede de “burun” sözcüğü, kibir, büyükleme, anlamında mecazdır. “Mecaz’la ilgili sanatlar şunlardır. 1. TEŞBİH BENZETME Aralarında türlü yönlerden karşılaştırılarak benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden zayıf olanı, nitelikçe daha üstün olana güçlü olana benzetme sanatıdır. Ancak, sözcükler gerçek anlamda da kullanılabilir. Bir benzetmede dört öğe bulunur Benzetilen Başka bir şeye benzetilen varlıktır. Kendisine benzetilen Nitelikçe daha güçlü olan varlıktır. Benzetme Yönü Benzetmenin hangi yönden yapıldığını anlatır. Benzetme Edatı Benzetmede benzerlik, eşitlik, karşılaştırma… ilişkisi kuran edatlardır. Bunlar, gibi, sanki, kadar, tıpkı… vb sözcüklerdir. Bu öğelerden ilk ikisi “temel”, son ikiside “yardımcı” öğelerdir. a Tam Ayrıntılı Benzetme Tam benzetmede öğelerin tamamı kullanılır. Ali arslan gibi cesurdur. Burada Ali, cesurluk yönünden arslana benzetilmiştir. Bu tür benzetmeye tam benzetme teşbih” denir. Cennet gibi güzel vatanımız bztln edat bzyn bTeşbih-i Beliğ Güzel benzetme Benzetmenin temel öğeleriyle benzeyen ve kendisine benzetilen yapılır. “Benzetme yönü” ve “benzetme edatı” kullanılmaz. Nazlı vücudu bir kucak ot, bir yığın kemik Bu dizede nazlı vücut benzeyen. Bir kucak ot, bir yığın kemiğe kendisine benzetilen benzetilerek güzel benzetme yapılmıştır. Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam “Cennet vatan”, Altın başaklar”. “Gördüm deniz dedikleri bir başlı ejden”, “Gider oldum kömür gözlüm elveda” gibi sözler dizeler birer “teşbih-i beliğ” güzel benzetme dir. c Temsili teşbih Kendisine benzetilen, benzeyenin tüm özelliklerini kendine toplarsa, bu tüm benzetmeye “temsili benzetme” denir. Örneğin Tevfik Fikret’in ünlü “Çınar” şiirinde vatan çınara benzetiliyor. Hani bir gün seninle Topkapı’dan Geliyorduk; yol üstü bir meydan Bir çınar gördük, enli, boylu, vakur Bir ağaç hiç eğilmemiş, mağrur. Koca bir gövde belki altı asır Belki ondan daha fazla, dalgın, ağır Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş. … Söyle ey garip vatan, bildir; Çektiğin hangi kanlı seyyiedir… Çınar, Tevfik Fikret Bu şiirde, vatanın özellikleri çınar üzerinde toplanmıştır. Böylece “temsili benzetme” yapılmıştır. 2. İSTİARE Eğretileme Benzetmenin temel öğelerinden birinin benzetilen ya da kendisine benzetilen söylenmesiyle yapılan benzetmedir. Bir başka deyişle, bir sözün gerçek anlamını kaldırarak, benzerliği olan başka bir anlamı eğreti olarak verme, ödünç verme demektir. Cesur insana “aslan”, kurnaz kimseye “tilki” demekle istiare yapılmış olur. İstiarenin başlıca üç türü vardır. a Açık istiare eğretileme Yalnız “kendisine benzetilen” kullanılarak yapılan benzetmedir. Kurban olam kurban olam Beşikte yatan kuzuya Bu dizelerde, beşikte yatan bebek, kuzuya benzetilmiştir. Ancak benzetilen bebek söylenmemiş, kendisine benzetilen kuzu söylenerek “açık istiare” yapılmıştır. Ağaçlar sonbaharda elbiselerini soyundu. Bu cümlede “elbise” sözüyle” kendisine benzetilen, yapraklar söylenmemiştir. Şakaklarıma kar mı yağdı? Ne var? Bu dizede “ak saçlar”, “kar” a benzetilmiş, benzetilen saç söylenmemiş, yalnızca kendisine benzetilen kar söylenmiştir. Uyarı Açık istiarenin, Divan ve Halk şairlerince ortaklaşa kullanılan kalıplaşmış biçimlerine “mazmun” denir. Uzun boy için selvi, kaş için hilal, diş için inci, ağız için gonca sözleri birer mazmundur. b Kapalı İstiare eğretileme Yalnız “benzeyen” kullanılarak yapılan benzetmedir. Kapalı istiarelerde, “kendisine benzetilen” söylenmez. Tekerlekler yolara bir şeyler atıyor. Bu cümledeki “tekerlekler”, insana benzetilmiş ancak “insan” kendisine benzetilen söylenmemiştir. Bu nedenle kapalı istiare yapılmıştır. Ufukta günün boynu büküldü. Bu cümlede de “güneş” benzeyen insana benzetilmiş, ancak “insan kendisine benzetilen söylenmemiştir. Bu nedenle kapalı istiare yapılmıştır. Beni bir dağda buldular Kolum kanadım yoldular Dolaba layık gördüler Derdim vardır inilerim Bu dörtlükte, “dolabın döndüğü” anlatılmıştır. Benzeyen öğe “dolap” söylenmiş, kendisine benzetilen öğe, “inan” söylenmemiştir. Bunu benzetme yönünden inleme çıkarıyoruz. Bu dörtlükte de kapalı istiare yapılmıştır. Ali kükreyerek düşmanın üstüne yürüdü. Bu cümlede Ali, kükreme özelliğinden ötürü aslana benzetilmiştir. Ali, benzetilen söylenmiş, “aslan” kendisine benzetilen söylenmemiştir. Bu cümlede de kapalı istiarede kimi zaman “benzetme yönü” kullanılır. “Benzetme edatı” hiç kullanılmaz. Uyarı Kapalı istiarelerde, kişileştirme sanatı teşhis da yapılmaktadır. Çünkü, bu söz sanatında, insan dışındaki varlıklar, insanların çok bilinen özelliklerine benzetilerek tanıtılmaktadır. Yukarıda geçen “tekerlek, “gün” ve “dolap” sözcüklerine insan kişiliği de kazandırılmış olmaktadır bkz. Kişileştirme ve konuşma c Temsili İstiare eğretileme Benzetmenin temel öğelerinden yalnız biriyle benzeyen ya da kendisine benzetilen yapılır. İlk bakışta sembolik şiire benzerse de, birbirine karıştırılmamalıdır. Temsili istiarede söylenmeyen öğenin temsil ettiği varlıklar ya da olaylar gerçektir. Sembolik şiirde ise yapılan benzetmeler hayalidir. Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan, Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol. Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol … Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu! Yukarıda bir bölümü alınan “Sessiz gemi” şiirinde ölüm benzeyen, gemiye benzetilen benzetilmiş bir dizi benzerlik yönleri sıralanmış ancak “ölüm” benzeyen söylenmemiş, yalnız “sessiz gemi” anlatılarak şiir tamamlanmıştır. Uyarı Fabi türündeki tüm şiirler temsili istiaredir. 3. MECAZ-I MÜRSEL Ad Aktarması Bir sözcüğü benzetme amacı gütmeden, gerçek anlamı dışında başka bir sözcüğün yerine Parça-bütün, iç-dış, neden-sonuç, yazar-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler kurularak kullanma sanatıdır. Halit Ziya’yı okudun mu? Halit Ziya’nın eserlerini okudun mu? Sanatçı- yapıt ilişkisi. Vapur, Beşiktaş’a yanaştı. Beşiktaş iskelesine yanaştı Parça-bütün ilişkisi kurulmuş. Sobayı yaktım. Sobanın içindekileri- odun-kömür Konağa sor. Konağın içinde oturanlara sor Onda kafa yok! Onda akıl yok “dış” söylenerek “iç” kastedilmiştir. Üç gündür bereket yağıyor. yağmur Yağmur bereket, bolluk getirdiği için, sonuç söylenerek sebep yağmur anlatılmak isteniyor. Sivas, mandayı kabul etmedi Sivas Kongresi üyeleri anlatılmak isteniyor. Mecaz-ı Mürsel, dilimizde çok yaygındır. Günlük konuşmalarımızda, deyimlerimizde mecaz-ı mürsellere oldukça yer veriyoruz. Ayağını giy. “Ayakkabını giy” demek isteniyor. İç ve dış ilgisi kuruluyor. Ünlü raketler Avrupa’dan döndüler. “Ünlü tenisçiler Avruda’dan döndüler”. Demek isteniyor. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilal “Hilal sözcüğüyle” bayrak anlatılmak isteniyor. Parça-bütün ilişkisi kurulmuş, mecaz-ı mürsel yapılmıştır. KİNAYE Bir sözcüğün ya da sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde birlikte kullanılmasıdır. Asıl geçerli olan mecaz anlamdır. Ey benim sarı tamburam Sen ne için inilersin İçim oyuk, derdim büyük Ben onun’çün inilerim Üçüncü dizedeki “içim oyuk” sözü hem gerçek Tamburun içi yoktur, hem de mecaz acılı,dertli anlamlarıyla kullanıldığı için kinaye sanatı yapılmıştır. O adamın, her zaman kapısı açıktır. Burada, “kapısı açıktır” hem gerçek hem gerçekten açıktır hem mecaz adamın konuksever olması anlamda kullanıldığı için kinaye sanatı yapılmıştır. Nereden çıktı bu cenaze? Ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar Bu dizelerde şairin bozulmuş bahçeler görmüş olması tabiidir. Mecaz anlamı ise şairin birçok kimse öldükten sonra yuvalarının dağılmış olması görmesidir. Aşağıdakilerin hangisinde bir kinaye vardır? 1992/II Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın Çözüm Kinaye, bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek biçimde kullanılması sanatıdır. Mecaz anlam daha önceliklidir. C seçeneğindeki “taş bağırlı” sözü hem dağların bağrı taştan olduğundan gerçek anlamlıdır. Hem de “acımasız” anlamı içerdiğinden mecaz anlamlıdır. Yanıt C’dir. 5. TEŞHİS Kişileştirme ve İntak Konuşturma İnsan dışındaki varlıklara ya da kavramlara insan kişiliği kazandırma sanatına kişileştirme teşhis denir. İnsanın konuşma yetisinin başka varlıklara aktarılmasına da intak konuşturma sanatı denir. Bu iki sanat genellikle birlikte kullanılır. Her “kişileştirme” de konuşturma olmayabilir, fakat her “konuşturma” da mutlaka “kişileştirme” vardır. Özellikle fabllarda, hayvan öykülerinde masallarda sık sık bu sanata başvurulur. Bulutlar gözyaşı döktüler.Teşhis aynı zamanda kapalı istiare Bu cümlede “bulutlar” insanlara özgü bir nitelik olan “gözyaşı dökme” özelliği ile tanıtıldığı için kişileştirme sanatı yapılmıştır. Bülbül, “senin nazını çekemem…” diyordu. Güle. Bu cümlede “bülbül”, hem “naz çekme” özelliği ile kişileştirilmiş, hem de insanlar gibi konuşturulmuştur. Burada kişileştirme konuşturma sanatı birlikte kullanılmıştır. Güğüm bir gün, testiye “Yola çıkalım” dedi. Testi “korkarım” dedi. Evde kalmak istedi. Bu dörtlükte de “kişileştirme” ve “konuşturma” sanatı vardır. Yüce dağlar birbirine göz eder, Rüzgar ile mektuplaşır, naz eder, İçmiş gibi geceyi bir yudumda Göğün mağrur bakışlı bulutları Bu dizelerde de “kişileştirme teşhis” yapılmıştır. Salındı bağçaya girdi Çiçekler selama durdu Mor menevşe boyun eğdi, Gül kızardı hicabından “Artık dağlar sırtlarından kürklerini attılar. Fakat henüz sabahları serince olduğundan omuzlarına sislerden birer atkı atıyorlar. Şimdi rüzgar, ağaçlar arasında ılık ılık esiyor. Hele böcekler, görülecek şey!” Parçada kişileştirilen varlık, aşağıdakilerden hangisidir? 1985/II böcekler B sisler C rüzgar D dağlar E ağaçlar İlk cümlede “Artık dağlar sırtlarından kürklerini attılar”, derken dağlar sırtında kürk olan bir insana benzetilerek kişilik kazındırılmış yani insan gibi düşünülmüştür. Yanıt D’dir. 6. TARİZ İğneleme, söz dokundurma Söylenen sözün ya da kavramın, gerçek ya da mecaz anlamı dışında tamamen tersini anlatma sanatıdır. Bir başka deyişle, birini küçük düşürmek onunla alay etmek ya da iğnelemek için sözün ters söyleyerek amacımızı belirtmedir. Örneğin; randevusuna geç kalmış kişiye “Aman ne kadar erken geldiniz” diyerek onu iğnelemiş oluruz. Bir kişinin tembelliğini anlamak için de “ Bu ne çalışkanlık! Dersek “tariz” yapmış oluruz. “Bu ne kudret ki elifbayı okur ezberden” Eşref Ters Öğüt Destanı Bir yetim görünce döktür dişini, Bozmaya çabala halkın işini Günde yüz adamın vur ser leşini Bir yaralı sarmak için yeltenme Her nereye gidersen eyle talanı Öyle yap ki ağlatasın güleni Bir saatte ki ağlatasın güleni El bir doğru söylerse inanma Huzun Bu dörtlükte şair, okuyucuya öğüt veriyor. Yetim hakkını yiyen, halkın işini bozan, çevresini kırıp geçiren, kimseye yardım etmeyen birisini öğütlüyor. Ancak, dikkat edilirse şairin asıl amacı bunların tam tersinin doğru olacağını anlatmaktır. Şair, bu dörtlükte söylenenlerin tersini anlatmak istiyor. B ANLAMLA İLGİLİ SANATLAR Bir sözcüğün ya da birbiriyle anlam ilişkisi bulunan sözcüklerin gerçek anlamlarıyla yapılan sanatlar, bu bölümde ele alınmıştır. 1. TENASÜP uyum, uygunluk Anlamca birbirine uygun, birbiriyle ilişkili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır. Divan edebiyatında sıkça, Halk edebiyatında da seyrek başvurulan bir söz sanatıdır. Yine bahar geldi, bülbül sesinden Sada verip seslendi mi yaylalar Çevre yanın lale sümbül bürümüş Gelin olup süslendin mi yaylalar Bu dörtlükte kullanılan “bülbül, sada seslenme”, “bahar, bülbül, lale, sümbül” “gelin olma süslenme” sözcükleri anlamca birbiriyle ilgili olduğundan tenasüp sanatı yapılmıştır. Deli eder insanı bu dünya Bu gece, bu yıldızlar, bu koku Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaçlar Bu dizelerde de altı çizili sözcüklerle anlamca ıl… kurularak tenasüp yapılmıştır. 2. TEVRİYE Çift gerçek anlamlı Bir sözcüğün bir beyitte, bir cümlede, birden çok gerçek anlamı sezdirecek biçimde ve yakın anlamdan çok uzak anlamı kastedilerek kullanılmasıdır. Bir başka deyişle sesteş sözcüklerin birden çok anlamıyla kullanılmasına “tevriye” denir. Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül Bu dizede geçen “el” sözcüğü hem “organ adı” hem de “kalıcı kalan” anlamında kullanıldığı için tevriyelidir. Tevriyede de kimi zaman sözcüğün yakın anlamı söylenip uzak anlamı da anlatılabilir. Havada yaprağa döndürdü rüzgar beni Bu dizede “rüzgar” sözcüğü “yel” ve “zaman” anlamında kullanarak “zaman” kavramı kasdedilmiştir. Bu kadar şetafet çünkü sende var. Beyaz gerdanında bir de ben gerek Bu beyitteki “ben” sözcüğü, hem “deri üzerindeki siyah noktacık iz” hem de söyleyen kişinin yerini tutan “ben” zamiri anlamlarına gelebilecek biçimde kullanıldığı için tevriye ayrılan yönü ise kinayede uzat anlamın mecazı olarak kullanılmasıdır. Tevriyede ise, yakın ve uzak anlam da gerçek anlamlıdır. Bana Tahir Efendi kelp demiş İttifatı bu sözde zahirdir Maliki mezhebim benim zira İtikadımca kelp tahirdir. Burada “tahir” sözcüğü tevriyelidir. Hem Tarih Efendi, hem de “tahir” sözcüğü “temiz” anlamında kullanılmıştır. Şair, asıl Tahir Efendi’yi kastetmiştir. 3. TECAHÜL-İ ARİF Bilmezlikten Gelme Bilinen bir gerçeği, bir nükteye, espri, ince anlamlı şaka söz dayanarak bilmiyormuş gibi söyleme sanatıdır. Sanatçı gerçek sebebi hayali ve güzel bir nedene bağlar. Ey Şuh! Nedima ile bir seyrin işittik. Tenhaca varıp Göksu’ya işret var içinde İşret yiyip içme Şair Nedim. Göksu’da sevgilisiyle yiyip içtiğini, eğlendiğini bildiği halde bilmiyormuş gibi görünerek Tecahül-i Arif sanatını yapmaktadır. Gökyüzünün başka rengi de varmış Geç fark ettim taşın sert olduğunu Su insanı boğar, ateş yakarmış Her geçen günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış Bu dizelerde; taşın sert olduğu, ateşin yakacağı ve suyun boğacağı bilindi halde şairin bunların anlaşılması için “bu yaş” ı otuz beş yaşını şart koşması, bildiği halde bilmezlikten gelmesidir. 4. HÜSN-İ TALİL Güzel şeyler düşünelim diye Yemyeşil oluvermiş ağaçlar Ağaçların yeşil oluşu, doğal bir olgudur. Ancak bu dizelerde şair, ağaçların yeşil oluşunu insanlara güzel şeyler düşündürmesi nedenine bağlamıştır. Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden/ Birçok senler geçti dönen yok seferinden Ölenlerin dünyaya dönmeyişini yerlerinden memnun olmalarına bağlıyor Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su Habibim fasi-ı güldür bu akarsular bulunmaz mı Gul-i ruhsar gül yanaklı faslmevsim Bahar mevsiminde gül mevsimi suların bulanık akması doğaldır. Ancak şair, suların bulanık akmasını, sevgilinin aşkıyla döktüğü kanlı gözyaşlarının sulara karışıp, onları bulandırması nedenine bağlamaktadır. Bu nedenle “hüsn-i talil” sanatı yapılmıştır. Salındı bağçaya girdi Çiçekler selama durdu Mor menekşe boyun eğdi, Gül kızardı hicabından Güllerin kırmızı olması bir doğa olayıdır; ancak şair sevgilinin güzelliği karşısında güllerin utancından kıpkırmızı olduğuna bağlıyor. Saksında ruhumun bütün yası var. Derdimle soluyor açılan gonca. Bu dizelerde, goncanın solması doğal bir olay olduğu halde, şair bunu goncanın yaslı olduğu, dert çekmesi nedenine bağlıyor. Bununla da “hüsn-i talil” yapmış oluyor. Ey sevgili sen bu ilden gideli Yaprak döktü ağaçlar, coştu gökyüzü Bu dizelerde şair, ağaçların yapraklarını dökmesi doğal olduğu halde, bunun nedenini sevgilisinin gitmesine bağlayarak “hüsn-i talil” sanatı yapıyor. Müzeyyen oldu reyahin bezendi bağ-ı çemen Meğer ki haber geldi yardan bu gece Müzeyyen Süslenmk Reyahın Reyhanlar Bu dizelerde “sevgiliden haber geldiği için fesleğen çiçekleri süslendi, bahçenin çimenleri bezendi” demek isteniyor. Oysa sevgili bahçeye gelse de gelmese de çiçekler yine de açacaktır. 5. TEZAT Zıtlık, karşıtlık Anlamı güçlendirmek için karşıt kavramların özellikleri bir arada kullanılır. Zıt kavramlardan birinin gerçek, diğerinin ise mecaz anlamda kullanılmaktır. Neden böyle düşman görünürsünüz Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Şair bu dizelerde “dost” ve “düşman” karşıt sözcüklerini bir arada kullanarak anlamı daha da güçlendirmiş böylece “tezat” sanatı yapılmıştır. Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz Bu dizede “ağlamak” ve “gülmek” karşıt sözcükleriyle “tezat” sanatı yapılmıştır. Güvenme varlığa zenginlik düşersin darlığa fakirlik Çın çın ötüyor sessizlik Bu dizede de “sessizlik” ve “çın çın ötmek” karşıt sözleriyle “tezat” sanatı yapılmıştır. 6. LEFF -Ü NEŞR Açma ve Yayma Birkaç şeyi söyledikten sonra, onlarla ilgili kavramları bir cümle ya da manzumede belli düzenlerle sıra gözeterek anlatma sanatıdır. Kısacası, dizelerde ya da yazıda bir tür söz simetrisi yapmaktır. Bahçıvan güller ekmiş Dikeniyle bahçeye Burada bahçıvan 2. dizedeki bahçe ile ilgilidir. Gül sözcüğü de 2. dizedeki diken ile ilgilidir. Dolayısıyla bir leff-ü neşr sanatı yapılmıştır. Buy-i gül taktir olunmuş, nazın işlenmiş ucu Biri olmuş hoy birisi dest-mal olmuş sana Buy-i gul Gül kokusu; Hoy Ter, Dest-mal Mendil Bu beyitte, birinci dizedeki “buy-i gül”, ikinci dizedeki “hoyter” ile yine birinci dizedeki “destmal mendil” ile ilgi kurulmuştur. “Gül kokusu” ter “naz”da “ucu işlenmiş mendil” olarak düşünülmüştür. Böylece “leff-ü Neşr” sanatı yapılmıştır. İlk bakışta tenasüp sanatına benzerse de şekil kullanış bakımından farklıdır. Tenasüpte sözcükler gelişi güzel sıralanır. Leff-ü Neşrde birbirine denk düşürülen sözcükler belli bir sıraya göre düzenlenir. Baran değil, şafak değil, ebr-i seher değil Göz yaşıdır, ciğer kanıdır. Dud-i ahtır. 7. TELMİH Çağrışım, anıştırma Herkesçe bilinen geçmişteki bir olayı, efsaneyi, çağrıştırma, anımsatma sanatıdır. Bi sözün telmih olduğunu anlayabilmek için, çağrıştırılan olay, durum ve kişi hakkında bir bilgiye sahip olmalıyız. VefasızAslı’ya yol gösteren bu Kerem’in sazına cevap veren bu Kuruyan gözlere yaş gösteren bu Sızmadı toprağa çoban çeşmesi Bu dörtlükte şair, “Aslı ve Kerem” sözleriyle ünlü “Kerem ve Aslı” adlı aşk hikayesini çağrıştırmaktadır. Seretti hava üzre denir taht-ı Süleyman Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde Bu beyitte de “taht-ı Süleyman” sözü ile gösteriş ve saltanatlarıyla ünlü Süleyman peygamber çağrıştırılıyor. Gökyüzünde İsa ile Tur dağında Musa ile Elindeki ki asa ile Çağırayım Mevlam seni Yunus Emre bu dörtlüğünde de göğe çıkış inancını, Tur Dağı’nda Tanrı ile konuştuğu inancını ve asa ile gösterdiği mucizeleri telmih etmiştir. Ey dost senin yoluna Canım vereyim Mevla Aşkını komayayın Od’a gireyim Mevla Bu dizelerde “Od’a gireyim” sözü ile Peygamberin ateşe atılma olayı anlatılıyor. 8. MÜBALAĞA Abartma Bir varlığı, olayı ya da düşünceyi olduğundan çük daha büyük ya da küçük gösterme sanatıdır. Mübalağa, günlük yaşamda sıkça başvurulan bir anlatım yoludur. Mizah gülmece yazarları, insanları kusurlu yanlarını belli bir abartma ölçüsüyle ortaya koyarlar. Sekizimiz odun çeker Dokuzumuz ateş yakar Kaz kaldırmış başın bakar Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz. Kaygusuz Abdal’ın bu dörtlüğünde, sekiz kişinin ateş yakmasına karşın kazın pişmeyişi abartmalı bir biçimde anlatılarak mübalağa sanatı yapılmaktadır. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer, O ne müthiş tipidir. Savrulur enkaz-ı beşer… Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak,el, ayak Boşanır sırtlara, vadilere sağnak, sağnak! Bu dizelerde anlatılanlar abartıdır. Burada da mübalağa sanatı vardır. Ak gerdanında benler öldürdü beni Bu dizede de “benlerin şairi öldürmesi” bir abartıdır. Aşağıdaki dizelerin özellikle hangisinde bir abartı vardır? 1991/11 Bir ah çeksem dağı taşı eritir Gözüm yaşı değirmeni yürütür Bu topraklar ecdadımın ocağı Evim, köyüm hep bu yerin bucağı Ne doğan güne hükmüm geçer Ne halden anlayan bulunur Derdim çoktur hangisine yanayım Yine tazelendi yürek yarası Çözüm Abartma Bir şeyi olduğundan daha güçlü büyük ya da küçük gösterme sanatıdır. A seçeneğinde “Bir ah çekem dağı taşı eritir” sözünde abartma vardır. Yanıt A’dır. 9. TEKRİR Tekrar, Yineleme Söze güç kazandırmak için, belli sözcüklerin düzyazıda ya da şiirde yineleme sanatıdır. Vur, aşkın ve Hak’kın zaferi için Vur, senden bak dünya bunu istiyor; Bu dizelerde, “Vur” sözcükleri yinelenerek “vurmak” eylemi anlamca güçlendirilmiş, tekrir sanatı yapılmıştır. Dedim inci nedir dedi dişimdir Dedim kalem nedir dedi kaşımdır Dedim on beş nedir dedi yaşımdır Dedim daha var mı dedi ki yok yok Bu dizelerde “dedim, dedi” sözcükleriyle teknir sanatı yapılmıştır. Kaldırımlar ıstırap çekenlerin annesi Kaldırımlar içimde yaşamış bir insandır Kaldırımlar duyurur sükun içinde seni Kaldırımlar içimde uzayan bir lisandır. 10. NİDA seslenme Söze söyleyişle nazım ve nesirde coşku katmak için ünlem görevli sözcükleri sıkça kullanmaktır. İlk bakışta tekrir sanatına benziyor. İşlevsel olarak tamamen farklıdır. Nida ya yalnız ünlem ve seslenme sözcükleri kullanır. Tekrir de ise her sözcük kullanılabilir. Sen ey Kars’lar, Antep’ler, Erzurum’lar, Maraş’lar Dördünden bir ikisi şehit düşen kardaşlar Ey zeybekler, seymenler, dadaşlar diyarı hey! 11. İSTİFHAM Soru sanatı Duygu ve düşüncelerin daha etkili olabilmesi için soru biçiminde anlatımdan yararlanma sanatıdır. Amaç soru sormak değil, okuyucunun dikkatini devamlı kılmaktır. İlk bakışta tecahül-i Arif sanatına benzerse de birbirinden apayrı sanattır. Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı Felekler yandı ahımdan muradım şemi yanmaz mı Benim de mi düşüncelerim olacaktı Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım, Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle? 12. RÜCU Cayma, dönme, vazgeçme Önceden söylenen sözden cayma ya da birbiriyle çelişir görünen düşünceleri ileri sürmektir. Rücu sanatına önceki söylenenlerden vazgeçmek anlamı yoktur, tersine önceki söylenenleri geliştirme amacı vardır. Erbab-ı teşaür çoğalıp şair azaldı Yok öyle değil şairin ancak adı kaldı Erbab-ı Teşaür Şiirle uğraşanlar Ferda senin, dedim beni alkışladın Senin değil ferda sana vediadır. emanet 13. TERDİD Beklenmezlik Bir olayı, bir düşünceyi beklenmedik bir biçimde sonuçlandırarak okuyucuyu şaşırtmayı amaçlayan bir sanattır. Dişin mi ağrıyor? Çek kurtul Başınmı ağrıyor? Bir çeyreğe iki aspirin Verem misin? Üzülme onunda çaresi var Ölür gidersin! 14. KAT’I Kesiş Anlamın daha da etkili olması için sözü yarıda kesme sanatıdır. Gün, öylesine güzel ki! Öylesine güzel ki dünya Yaşadıkça Akşam öylesine güzel ki! Öylesine güzel ki akşamda ay Ayda kadın… 15. SEHL-İ MÜMTENİ İlk bakışta kolay gibi görünen, ama benzeri söylenmeye çalıştığı zaman ne kadar güç olduğu anlaşılan yalın anlatımlara denir. Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm Beni bende demen bende değilim Bir ben vardır bende benden içeri 16. AKİS Cümle ya da dizedeki söz sırasının bir öncekinin tersi olarak düzenlenip tekrarlama sanatıdır. Yaşamak için yemeli Yemek için yaşamamalı İzmrin Sokakları hem kız, hem deniz kokar C SÖZLE İLGİLİ SANATLAR Sözcüğün yapısına, söylenişine ve yazılışına dayanarak yapılan sanatlar şunlardır 1. CİNAS Seslen aynı, anlamları farklı sözleri bir arada kullanma sanatıdır. Yani sesteş sözcüklerin ayrı ayrı anlamlarda kullanılmasıdır. Cinaslı sözcükler daha çok manilerde kullanılır. Al beni, ele beni Kül edip ele beni. Seveceksen kendin sev Sevdirme ele beni. “Beni kül edip elekte ele” ve “Beni ele başkasına sevdirme.” diyerek ele sözcüğünü iki ayrı anlamda kullanarak cinas yapmıştır. Her nefeste eyledik yüz bin günah Bir günaha etmedik hiçbir gün ah Bu beyitte “günah ve gün ah” sözcükleri cinaslıdır. Hey oynayan yavrular Ağaçta kuş yavrular Ellerin derdi biter Benim derdim yavrular Bu dörtlükte “yavrular” sözcüğü, 1. dizede gerçekten “yavru”, 2. dizede “kuşun yavrulaması”, 4. dizede “derdin çoğalması” anlamında kullanılarak cinas sanatı yapılmıştır. Kalem böyle çalınmıştır yazıma Yazım kışa uymaz, kışım yazıma Bu iki dizedeki söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? 1986/II benzetme teşbih Bcinas C kişileştirme abartma mübalağa E istiare Çözüm yazılışları sesleri bir, anlamları tümüyle farklı sözcüklere eşsesli sözcükler, bunlarla yapılan edebiyat sanatına da “cinas” denir.“Yazma” sözcüğü iki anlamlıdır. Yani sesteştir. Yanıt B’dir 2. ALİTERASYON ses ve hece yinelemesi Düzyazıda ya da manzumede, bazı ses ya da hecelerin tekrarıyla ses güzelliği yaratmadır. Kargayı kuzgunun kovardı kondurmazdı Bu cümlede, “k” sesinin tekrarlarıyla bir ses güzelliği meydana getirilmiştir. Karşı yatan karlı kara dağlar, kararıptır, otu bitmez. Bu cümlede de , “kar” hecelerinin yinelenmesiyle aliterasyon yapılmıştır. Dest busi arzusuyla ölürsem dostlar Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su Fuzuli Bu beyitte, “s” sesinin yinelenmesiyle aliterasyon sanatı yapılmaktadır. Aziz dost! Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovaladı. Erenlerin Bağından 3. SECİ İç Uyak Düzyazı cümleleri içinde ya da sonlarında yapılan uyaklara seci denir. Divan edebiyatının süslü düzyazı örneklerinde secilere bolca rastlanır. Alimsin, ilmine gayet yok. kudretine nihayet yok. Sinan Paşa Bu cümlelerde, “gayet” ve “nihayet” sözcükleri iç uyak “yok” sözcükleri de rediftir. Dedim Beratımın mazmunu ne içün süret bulmaz? Dediler Zevaiddir, husulü, mümkün olmaz Fuzulî Bu cümlelerde geçen “bulmaz” ve “olmaz” sözcüklerinde seci iç uyak vardır. Öyle olacak dünya kişiye hoşdar olur; Uçtan uca gül ü gülzar olur. At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır 4. İRSAL-I MESEL Örnekleme Şiir ya da düzyazıda, konuya uygun düşen ata sözlerinin kullanılmasıdır. Böylece düşüncenin daha da inandırıcı olması sağlanır. Dünyada ahrete gidip gelmemek Olmasa iktiza eder ölmemek “Balık baştan kokar”, bunu bilmemek Seyrani gafilin ahmaklığından Bu dörtlükte, 3. dizede “balık baştan kokar”, atasözü dörtlüğe uygun biçimde söylenmiş ve irsal-i Mesel sanatı yapılmıştır. KONUMUZ SÖZ SANATLARI, TÜRK EDEBİYATI DERS NOTLARI, MECAZLARLA İLGİLİ SANATLAR İSTİARE, MECAZ-I MÜRSEL, KİNAYE, TEŞHİS, TARİZ, ANLAMLA İLGİLİ SANATLAR, TENASÜP, TEVRİYE, TECAHÜL-İ ARİF, HÜSN-İ TALİL, TEZAT, LEFF-Ü NEŞR, TELMİH, MÜBALAĞA, TEKRİR, NİDA, İSTİFHAM, RÜCU, TERDİD, AKİS, SÖZLE İLGİLİ SANATLAR, CİNAS, ALİTERASYON, SECİ, İRSAL-I MESEL Ek açıklamalar 1. TEŞBİH BENZETME Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir. Benzetmede dört unsur bulunur a Benzeyen b Benzetilen c Benzetme Yönü d Benzetme Edatı ÖRNEK -Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? BenzetilenCENNET BenzeyenVATAN EĞRETİLEME Benzetmenin asıl unsuru olan benzeyen ve benzetilenden yalnızca biri kullanılarak yapılır. a. Açık İstiare Benzeyenin bulunmayıp yalnızca benzetilenle yapılan istiaredir. b. Kapalı İstiare Benzetilenin bulunmayıp yalnızca benzeyenle yapılan istiaredir. ÖRNEK Bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor. Ay, altın ağaçlardan yere damlıyordu. 3. KİNAYE Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanmaktır. Uyarı Kinayede daha çok mecaz anlam kastedilir. -Mum dibine ışık vermez. .-Hamama giren terler. .-Taşıma su ile değirmen dönmez. -Yuvarlanan taş yosun tutmaz. -Ateş düştüğü yeri yakar. .-Yaptığı hatayı anlayınca yüzü kızardı. 4. MECAZ-I MÜRSEL AD AKTARMASI Mecaz- Mürsel ayrıntılı anlatım için tıklayınız. Benzetme amaç güdülmeden bir sözün ilgili olduğu başka bir söz yerine kullanılmasıdır. ÖRNEKLER -İşe alınman için dün şirketle görüştüm. İnsan -Yarın sınıfı 9/H sınıfı yapacak. Öğrenci -Toplantıya Milliyet gazetesinin güçlü kalemleri de geldi. Yazar -Nihatın golüyle tüm stat ayağa kalktı. Seyirci -O evine çok bağlı bir insandır. Ailesi -Bu olay üzerine bütün köy ayaklandı. Halk -İstanbul'dan kalkan uçak az önce Adana'ya indi. Havaalanı 5. TEŞHİS KİŞİLEŞTİRME İnsan dışındaki canlı cansız varlıklara insan özelliği kazandırmaktır. UYARIHer teşhiste aynı zamanda kapalı istiare vardır. ÖRNEKLER -Güzel gitti diye pınar ağladı. -Menekşeler külahını kaldırır. -Bir sarmaşık uyanıyordu uykusunda Geriniyordu bir eski duvarın sıvasında. 6. İNTAK KONUŞTURMA İnsan dışındaki varlıkları konuşturmaktır. UYARIHer intak sanatında teşhis sanatı vardır;ancak her teşhiste intak sanatı yoktur. ÖRNKELER -Deniz ve Mehtap sordular seni Neredesin? -Adam elini uzattı,tam onu koparacağı sırada menekşe Bana dokunma!diye bağırdı. 7. TECAHÜL-İ ARİF Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği bilmiyormuş gibi aktarmalıdır. ÖRNEKLER -Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz. -Şu karşıma göğüs geren, Taş bağırlı dağlar mısın? 9. MÜBALAĞA ABARTMA Sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi olduğundan daha çok ya da olduğundan daha az göstermektir. ÖRNEKLER -Manda yuva yapmış söğüt dalına, Yavrusunu sinek kapmış. -Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kaf dağı. -Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır. 10. TEZAT KARŞITLIK Aralarında ilgiden dolayı,birbirine zıt kavramları bir arada kullanmaktır. ÖRNEKLER -Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz. -Neden böyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? -İçimde kar donar,buzlar tutuşur, 11. TEVRİYE AMACI GİZLEME İki değişik anlamı olan bir sözcüğün bir dize ya da beyitte iki anlamının da kullanılmasıdır. ÖRNEKLER -Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş,Ben yarime gül demem,yarim bana gülmedi. BAKİ kelimesi hem sonsuzluk hemde şairin kendi adı olarak kullanmştır. -Şu köpek leşi de şurda fuzuli - O kadar içerlediysen tut kıçından Vur yere de çıksın içindeki ruhi. fuzuli kelimesi hem gereksiz anlamıyla hemde şairin kendi adıyla kullanılmştır. 12. TELMİH HATIRLATMA Söz arasında herkesin bildiği bir olaya ya da kişiye işaret etme sanatı. ÖRNEKLER -Vefasız Aslıya yol gösteren bu, Keremin sazına cevap veren bu. -Gökyüzünde İsa ile, Tur dağında Musa ile , Elindeki asa ile, Çağırayım Mevlam seni. 13. TARİZ TAŞ ATMA Bir kişiyi iğneleme,bir konuyla alay etme veya sözün tam tersini kastetmedir. ÖRNEKLER -Müftü Efendi bize kafir demiş. -Tutalım ben ona diyem müselman. -O kadar zeki ki bütün sınıfları çift dikiş gidiyor. 14. TEKRİR Anlatımı güçlendirmek için bir sözü sık sık tekrar etmektir. ÖRNEKLER -Beni bende demen,ben değilim,Bir ben vardır,bende benden öte. 15. TENASÜP UYGUNLUK Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanmaktır. ÖRNEKLER -Deli eder insanı bu dünya, Bu gece,bu yıldızlar,bu koku, Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç. 16. LEFF Ü NEŞR Beyit içerisinde birinci mısrada bulunan birden fazla unsurla ikinci mısrada benzerlik ya da karşıtlık kurmaktır. Örnek Yanağın u dudağın u teninle sûretin olmuş Biri rengîn biri şîrîn biri nâzük biri ra'nâ Ahmedî AÇIKLAMASIYanağın, dudağın ve teninle yüzün; biri renkli, biri tatlı, biri nazik, biri güzel olmuş. "Yanağın" - "rengîn", "dudağın" - "şîrîn", "tenin" - "nâzük", suretin" - "ra'nâ" sözcükleri birbiriyle ilintili ve paralel bir şekilde düzenli olarak verilmiş. 17. İSTİFHAM SORU SORMA Anlatımı daha etkili hale getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sormaktır. ÖRNEKLER -Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Mehmet Akif Ersoy -Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? 18. TEDRİC "Tedric" sözcük anlamıyla "derecelendirme" demektir. Edebiyatta ise bir düşünceyi derece derece yükselten veya indiren bir düzen içinde sıralamaya tedric denir. Tedric iki türlüdür a Yükselen Dereceleme Anlatımda, kavramların küçükten büyüğe, azdan çoğa doğru sıralanmasıdır. ÖrnekGeçsin günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar Zaman sanki bir rüzgâr ve bir su gibi aksın Makber mezar, makber değil bir türbe, türbe değil bir mabet, mabet değil bir küre, küre değil bir sonsuz uzay olmalıydı. b Alçalan Dereceleme Anlatımda kavramların büyükten küçüğe, çoktan aza doğru sıralanmasıdır. Örnekİki asker mızrak mızrağa, kılıç kılıca, hançer hançere vuruşmaya başladılar. 19 NİDA SESLENME Şiddetli duyguları,heyecanları coşkun bir seslenişle çok ay,ey,hay,ah ünlemleriyle yapılır. ÖRNEKLER -Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü! Arif Nihat Asya -Ey benim sarı tamburam!Sen ne için inilersin?-Çatma kurban olayım ey nazlı hilal! 20. CİNAS Yazılışları aynı,anlamları farklı sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır. ÖRNEKLER -Niçin kondun a bülbül kapımdaki asmayaBen yarimden ayrılmam götürseler asmaya. - Kara gözler,Sürmeli kara gözler,Gemim deryada kaldı,Gözlerim kara gözler. 21 ALİTERASYON Dize ya da mısrada ahenk oluşturacak şekilde,aynı sesin veya hecenin tekrarlanmasıdır. ÖRNEKLER -Eylülde melül oldu gönül soldu laleBir kaküle meyletti gönül geldi bu hale. 22. SECİ Düz yazıda cümle içinde yapılan uyağa denir. ÖRNEKLER -İlahi,kabul senden,ret senden;şifa senden,dert senden İlahi,iman verdin,daim eyle;ihsan verdin,kaim eyle. De gül idim ben sana mail sen ettin aklımı zail. Fuzuli 23 İştikak Türetme Aynı kökten türeyen sözcükleri bir arada kullanmaya iştikakdenir. Örnekler * "Dünyada sevilmiş ve seven nafile beklerBilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler."SEVEN ve SEVGİ * "Karşısında nice erbâb-ı denaât titrerHâkim-i mahkeme-i hükm-i cezâdır kalemim."HAKİM, MAHKEME,HÜKM * "Hâlâ o cehâlet, o tecâhül ve techil !" CEHALET, TECAHÜL, TECHİL *Ey beni lutfuyla yoktan var eden Rabb-i gafûr Mağfiret kıl eyledikte azm-i iklîm-i bekâ Enderunlu Vâsıf açıklamasıEy beni iyiliğiyle, rahmetiyle yoktan var eden, bağışlayıcı merhametli Allah, son­suzluk dünyasına, ahirete gittiğimizde bizi bağışla, bize merhamet et. Burada “gafûr” ve “mağfiret”, Arapça dilbilgisi kurallarına göre aynı kökten türemiş iki sözcüktür. 24 İham-ı Tenasüp Sözün söylenmemiş anlamıyla mısra ya da beyitteki öteki sözcükler arasında anlam ilgisi kurulan ihamdır. Örnek Sür sâkiyâ kümeyt-i sebük-seyr-i sâgarıGezdirmedir ilâcı su inmiş ayağına Emrî Ey saki, kadehteki çabuk içiliveren şarabı ortaya sür; ayağına su inmiş, ilacı gezdir­medir. Bu beyitte “ayak” sözcüğünün hem organ ismi, hem de kadeh anlamı vardır. Birinci anlamı vurgulanmış, ikinci anlamı olan “kadeh”in “kümeyt”, “sakî” ve “sâgar” söz­cükleriyle ilgisi kurulmuştur. 25 İham-ı Tezat Birden fazla anlamı olan bir sözcüğünün mısra ya da beyit içinde söylenmeyen anla­mıyla karşıt anlamı olan bir sözcük arasında ilgi kurularak yapılan iham sanatıdır. Örnek Vakt-i iftâr kühen sözlere karnım toktur Vehbiyâ aç elini hayr duâ eyle hemân Seyyid Vehbî İftar vakti modası geçmiş sözlere karnım toktur. Ey Vehbi, elini aç ve hemen hayır dua eyle. “Aç” sözcüğü hem “açmak” eyleminin emir şeklidir; hem de karnı acıkmış, yeme ihtiyacı duyan kimse anlamındadır. Burada sözcüğün ilk anlamı kullanılmış, kullanıl-mayan ikinci anlam ise “toktur” sözcüğüyle karşıtlık oluşturmuştur. 26. İrsal-i Mesel Sözcük anlamı Atasözü getirme. Terim anlamı Konuyu pekiştirmek amacıyla bir atasözü ya da atasözü değerini taşıyan bir ifade kullanmak. Örnek Kirpikleri uzundur yârin hayâle sığmazMeşhûr bir meseldir mızrak çuvala sığmaz 27. İktibas Sözcük anlamı Ödünç alma. Terim anlamı Konuyu ve anlamı pekiştirmek için ayet, hadis ya da bunlardan birer parça almaktır. Örnek Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ Tallâhi lekad âserekellâhü aleynâ Ziya Paşa 28. Kalp Sözcük anlamı Değiştirme. Terim anlamı Bir sözcükteki harflerin yerlerini değiştirmek suretiyle yapılan sanattır. Örnek Böyle hûn-rîzâne tevcîh-i nigeh bilmem neden Gâlibâ zann eyliyor Nâcî’yi cânî gözlerin Mualim Nâcî Böyle kan dökücü bakışlar yöneltmek nedendir? Galiba gözlerin Naci’yi cani zan­nediyor. Kalp, “Nâcî ” ve “cânî” sözcükleri arasındadır. Bu iki sözcükte harflerin yerleri değiştirilmiştir. 29. Akis Yansıtma Sözcük anlamı Geri dönme, anlamı Bir mısra içinde anlamlı bir ifa­denin ters çevrilip, yine anlamlı bir ifadeye dönüştürülerek yerleştirilmesiyle yapılan sanattır. Örnek Dîdem ruhunu gözler gözler ruhunu dîdemKıblem olalı kaşın kaşın olalı kıblem Nazîm Birinci mısraın “Didem ruhunu gözler” ifadesi ters çevrilerek, “gözler ruhunu dîdem” anlamlı ifadesine dönüştürülmüş ve aynı mısrada yerleştirilmiştir. İkinci mısra da aynıdır. 30. Lep Leb – Değmez Dudak Değmez İçinde b,p,f,m,v’ gibi dudak ünsüzleri bulunmayan sözcüklerle yazılan şiire denir. Örnek Her şey ne sıcaktı, her şey ne iyiHatta o karanlık, aysız geceler Ahmet Kutsi Tecer 31. tecrit kendisinden ayrı biri gibi düşünmesi. İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin itSusuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara suGönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara. Tecrid sanatı Şair “gönül” ü kendisinden ayrı birisi gibi düşünmekle tecrit sanatı yapmıştır. 32. Rücu Sözcük anlamı Dönme, geri dönme. Terim anlamı Söylenen bir sözden vazgeçer gibi yapıp, ondan daha güzel ve güçlü bir düşünceyi ifade etmektir. Örnek Erbâb-ı teşâür çoğalıp şâir azaldıYok öyle değil şâirin ancak adı kaldı Muallim Nâcî Şairlik taslayanlar çoğalıp gerçek şairler azaldı. Yok öyle değil, şairin ancak adı kaldı. Burada rücu, “Yok öyle değil” ifadesiyle yapılmıştır. GENEL ÖRNEKLER *"Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı Felekler yandı ahımdan muradım şem'i yanmaz mı?" Açıklaması Sevgili beni canımdan usandırdı, cefa yapmaktan usanmaz mı? Ahımdan felekler gökler yandı, dilek mumum yanmaz mı? Şair, bu beyitte sevgilisinin nazından, cefasından bıkıp usandığını; ama sevgilisinin naz yapmaktan eziyet etmekten bir türlü usanmadığını söyleyerek bir edebi sanat oluşturuyor."candan usanmak ile yar usanmaz mı" söz gruplarında TEKRİR sanatı, mısra sonlarındaki soru anlamlı sözcüklerde İSTİFHAM sanatı, "ahından göklerin yanması" söz grubunda MÜBALAĞA sanatı, "dilek mumunun yanması"nda eski şaman adetlerine TELMİH sanatı, "feleklerin yanması ile dilek mumunun yanmaması" arasında ise TEZAT sanatı yapılmıştır.

edebiyat söz sanatları 9 sınıf örnekleri