🦖 Bilim Ve Teknoloji Ile Bir Metin
GaziantepMakina ve Metal Sanayi Analiz Projesi. İpekyolu Kalkınma Ajansı ile yürütülen projede; Gaziantep Metal ve Makine Sanayi üretim ekosistemi analiz edilmiş, ekosistem imkân ve kabiliyetleri (yetenekleri) ile uyumlu potansiyel alanlar belirlenmiş, potansiyel alanlarda üretime ilişkin rehber niteliğinde bir yol haritası geliştirilmiştir.
Bilimve Teknoloji Haftasının önemini anlatan bilgilendirici bir metin yazınız. Soru: Defterinize "Bilim ve Teknoloji Haftası" etkinlikleri için bu haftanın önemini anlatan bilgilendirici bir yazı yazınız. İnsan aklını kullanarak bilim ve teknolojiye yöneldiğinde bilinmeyen ama öğrenildiğinde insan hayatını kolaylaştıran
İçindekiler1Bilim ve Teknoloji Haftası (8-14 Mart) 1.1 Bilim ve Teknolojnin Önemi1.2 Bilim neyle uğraşır?1.3 Bilimin gücü nasıldır?1.4 Bilim ve Teknoloji ile ilgili şiir1.4.1 BİLİM VE TEKNOLOJİ1.5 Bilim ve Teknoloji ile ilgili güzel sözler Bilim ve Teknoloji Haftası (8-14 Mart) Bilim ve Teknoloji Haftası her sene 8-14 Mart tarihleri arasında kutlanmaktadır. Haftanın
Durgut Metin, Prof.Dr. Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji, 03 Haziran 2011, Sayı: 1263. Kuruluşlar benzer veya tamamlayıcı varlıklarını ve yeteneklerini karşılıklı olarak yarara açtıklarında, kaynaklar ve faaliyetler bağlamında ihdas ettikleri ilişkiler stratejik önem kazanır. i.
TürkiyeTeknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen Havacılık, Uzay ve BİLİM VE TEKNOLOJİ Selçuk Üniversitesi, TEKNOFEST 2020 finalinde 15 takımla yarışıyor
Bilimile ilgili özlü sözler. 1. Bilim, iyi zamanlarda servet, kötü zamanlarda bir sığınak ve iyi bir yol göstericidir. (Aristoteles) 2. Bilim bize gerçeği vaad eder, barışı ya da mutluluğu değil. (Gustave Le Bon) 3. Bilim gerçeklerden kuruludur, tıpkı evin tuğlalardan kurulu olması gibi.
Bilimve teknoloji temasıyla ilgili öyküleyici bir metin okuyunuz. (2. Sınıf) Öyküye kısa bir başlık belirleyiniz. Berke, işinde başarılı bir polis olmanın yanı sıra bilim ve teknolojiye meraklı bir insandı. Hatta mesleğini yaparken kendilerine fayda sağlayacak önemli bir icat geliştirdi. Bu dört ayaklı bir robottu.
8ZN57. Bu sayfada sizlere "Bilim ve teknoloji temasıyla ilgili öyküleyici bir metin okuyunuz." 2. Sınıf sorusunun cevabı olan kısa bir öykü bilim ve teknoloji alanında yapılan çalışmaları sergilemek için TÜBİTAK fuarı yapıldı. Ben ve sınıfımdan iki arkadaşım da öğretmenimizin rehberliğinde bu projeye katılmıştık. Bizim projemiz drone yapmaktı. Bu projeye epeydir hazırlanıyorduk. Artık her leyimiz ayının ikinci haftası fuar başladı. Sabah heyecanla kahvaltımı yaptım. Doğruca okulun yolunu tuttum. Oraya vardığımda çoğu kişi gelmişti. Öğretmenimiz yaka kartımızı taktı. Hatta bu projeye özel tişört de yaptırmıştık. Müdürümüz açılışı yaptı. Her sınıftan farklı projeler sergilenmeye başladı. Vali de davetliler arasındaydı. Bütün okul sırasıyla proje alanını gezdi. Ben ve arkadaşlarım da dronemizi uçurduk. Herkes yaptığımız droneyi çok beğendi. Bir saat sonra vali okulumuza geldi. Bütün stantları gezerek bilim ve teknoloji temalı projeler hakkında bilgi aldı. Sıra bizim projemize geldiğinde bu aracı basıl yaptığımızı anlatırken kalbim küt küt attı. Çünkü valiyi karşımda görünce çok heyecanlandım. Vali bizi tebrik etti. Hatta bize gelecekte ülkemizi bilim ve teknolojide ileriye taşıyacağınıza yürekten inanıyorum, dedi. Bu söz bizim için çok sonra vali, projeye katılan öğrencilerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Gün boyu standların başında bekledik. Sergiye gelen konuklara çalışmalarımızı anlattık. Okul olarak bilim alanında başarılı çalışmalarımız karşılığında vali bizlere hediye olarak tablet dağıttı. Yorucu bir gündü ama çok güzel geçmişti.
3 Hedeflenen bir dönemin veya bir milletin burada Türk milletinin kültürünü öğrenmek. İncelenen eserler, bilim tarihçisinin bugün çok iyi tanımadığı yani yabancısı olduğu bir kültürün ve bir zihniyetin mahsulü olduğu için, bilim eserlerini hakkıyla anlamak ve kavramak istiyorsa, şunları yapmalıdıra Öncelikle dönemin kültürünü veya Türk kültürünü öğrenmek gerekir. Zamanın fikir ve din akımları, dünyaya bakışı, aklî ve naklî ilimleri mümkün olabilecek en iyi seviyede bilinmelidir. Bunu yapmak kolay değildir; ama her yerde kullanılabilecek doğru bir bakış açısını yakalamak mümkündür. Bu bakış açısı bize bilmediklerimizi öğretmez; sadece neyin mümkün olduğu, neyin mümkün olmadığı konusunda doğru bir bilinç Eser astronomi eseri ise, o dönemin astronomisini, tıp eseri ise tıbbini öğrenmek gerekir ve bu gereklilik felsefe tarihçileri ile birlikte bilim tarihçilerinin de işini inanılmaz ölçüde güçleştirir. Aslında böyle cesur bir girişim, bugün hiç haberdar olmadığımız, kısmen veya tamamen hükmünü yitirmiş bir bilgi sahasına kollarımızı açmak demektir. Karşılaşacağımız dünya bize o kadar şaşırtıcı görünür ki uzun bir süre uyum güçlüğü çekeriz. Bu güçlük, hiç Çince bilmeyen bir kimsenin Çin'e gittiğinde karşılaşacağı güçlükten daha basit bir güçlük Kurulmuş Olan Metnin Türkçe'ye Tercüme Edilmesi veya SadeleştirilmesiYalnızca tenkitli metni hazırlayıp yayınlamak yeterli değildir; çünkü bu eserleri sadece bilim tarihçilerinin değil, bütün meraklıların hizmetine sunmak gerekir. Kaynak dilleri ve kültürü bilen tarihçiler eseri doğrudan doğruya anlayabilir ve değerlendirebilirler, ama bu eserleri bütün isteklilerin hizmetine sunmak için tenkitli metinlerin Türkçe'ye tercüme edilmeleri veya Osmanlı döneminde kullanılan Türkçe ile yazılmış iseler, günümüz Türkçesine dönüştürülmeleri, yani sadeleştirilmeleri gerekir. Böylece metinler sadece tarihçilerin değerlendirebildikleri tarihi vesikalar olmaktan çıkarak hakiki hüviyetlerine kavuşacak ve örneğin bir bilim adamının veya bu bilgi ile donanmış başka herhangi bir kimsenin okuması için yazılmış bir eser haline yapılırken metne mümkün olduğu kadar sadık kalınmak, ama bu arada anlam da gözden kaçırılmamalı ve ifade açıklığına önem verilmelidir. Yazarın lugatçesi, edebî tavrı, sitili, düşünce tarzı bilinirse, tercüme daha kolay yapılabilir. Metni anlamak ve açıklamak, esas olarak onun manasını ortaya çıkarmak, yam cümleleri ve kelimeleri yazarın kasdettiği anlamları içinde anlamaktır. Bunun da ötesi vardır; o da yazarın söylediğinin gerisinde, telkin ettiği şeyleri sezmektir. Ancak buradaki en büyük tehlike, yazarın dediğinden önce, telkin ettiğini keşfetme hevesidir. Bu, araştırmacıyı metnin yanlış anlaşılması ve yanlış değerlendirilmesi gibi büyük bir hataya bilim tarihçisi ile bir edebiyat tarihçisinin, bir metnin tercümesini yaparken veya o metni sadeleştirirken dayandıkları ilkeler birbirinden farklıdır. Bilim tarihçisi, Arapça veya Farsça bir metni Türkçe'ye tercüme ederken, eserin üslubunu yansıtmaya çalışır ama onun için önemli olan aslında biçim değil, içeriktir; metnin ne dediği önemlidir, nasıl dediği değil. Maksat metni anlamak ve anlaşılmasını sağlamak olduğundan. cümle yapılarında, anlamı değiştirmemek kaydıyla, istediği değişiklikleri yapar. Ancak, bir edebiyat tarihçisi açısından bakıldığında, bu tutum, herhalde bir cinayetten çok da farklı değildir çünkü edebiyat tarihçilerinin maksadı da. sonuçta, bir metni anlamaya veya duyumsamaya yönelik olsa da. onlar eserin biçimine hoyratça müdahalelerde bulunmanın onun edebî değerini büyük ölçüde azaltacağım bilir ve bundan uzak dururlar. Bir edebî esere edebi ruhu kazandıran şey edebiyatçının seçtiği kelimeler, seçtiği söyleyiş biçmidir. Bu nedenle, edebiyat tarihçisinin anlamak için bile olsa bu edebi ruhu tahrip etmesi, değiştirmesi bağışlanamaz bir yanlış olarak bir noktaya daha değinmekte yarar vardır. Daha sonra yapılacak araştırmalar için. metindeki terimlerin anlamlarını gösterir sözlüklerin hazırlanması gerekir. Çünkü, eski bilimler, yeni bilimlerden kavramları ve kuramları bakımından bir hayli farklı oldukları için, tercüme esnasında karşılaşılan en büyük güçlük terimlerin anlamlarını saptamak olacaktır. Eski bilimlere ilişkin terimlerin anlamlarını belirlemek, çoğu zaman oldukça güçtür ve bu konuda bilim tarihçilerine yardımcı olacak sözlük çalışmaları da yok denecek kadar azdır. Terimlerin, zaman içinde anlamlarını değiştirmesi veya başka anlamlan da içermesi, güçlüğü biraz daha bir bilim tarihçisi aynı zamanda biraz da filolog olmak ya da gerektiğinde Filologların yardımına müracaat etmeyi bilmek zorundadır. bilim tarihçileri, bir anlamda, bugün tamamen terkedilmiş olan klasik bilim binasını yeniden ve neredeyse tuğla tuğla inşa etmek göreviyle yükümlü olmaktadırlar. Eski bilime ait bir metni tercüme etmek bir mütercimin işi değildir. Bir mütercim dile ne kadar vakıf olsa da, çoğu kere eserin yazıldığı dönemin kültürüne ve bilimlere yabancı olduğu için tercümede inanılmaz hatalar yapar ve metni anlaşılmaz bir halesokar. Sonradan yanlış tercümelerden doğan yanlış bilgilenmeleri düzeltmek çok daha zordur. Şu halde eski bilime ait bir metni mutlaka ve öncelikle bir bilim tarihçisi tercüme etmelidir. Bu, bilim tarihçisinin tercüme esnasında hiçbir yanlış yapmayacağı anlamına gelmez. Elbette o da tercüme yanlışları yapabilir; çünkü bu işlerde ustalaşmak için uzun bir zamana ihtiyaç vardır, ama hiç bir tarihçi bu "uzun zamanın" gelip geçmesini beklemez; bekleyecek kadar sabırlı değildir. Gerçek bir bilim tarihçisi bilgisini arttırdıkça, anlayışım ve dolayısıyla tercümelerini de geliştirebilen bir şu hususu bir kez daha belirtmek gerekir ki tercüme işi tenkitli metni ortaya koymak kadar önemli olan ve bu nedenle en az onun kadar ciddiye alınması gereken bir iştir. Tarihçilere güvenilir ve doğru malzeme sunmak, tercümeye verilen öneme eski Türkçe ile yazılmış olan eserleri yeni Türkçe'ye aktarmak demektir ve Osmanlı tarihi üzerinde araştırma yapan bilginlerin sık sık kullandıkları bir tekniktir. Osmanlı döneminde yazılmış olan bilimsel eserler arasında çok sayıda Türkçe eser de vardır ve Osmanlıların bilimsel uğraşlarını belirlemeye ve anlamaya çalırken ihmal edilmeleri mümkün değildir. Öyleyse, bu eserlerin de tercümede bildirilen esaslara uygun olarak günümüz Türkçesine kazandırılmaları Tercüme Edilmiş veya Sadeleştirilmiş Metnin DeğerlendirilmesiArapça, Farsça veya eski Türkçe metinleri aslına uygun bir biçimde kuran ve bunları Türkçe'ye tercüme eden veya sadeleştiren bir bilim tarihçisinin görevi burada bitmez bu metinlerin değerlendirmesini de yapması gerekir. Metnin değerlendirilmesi demek, bir bilim adamının incelenen eseri ile konuya yapmış olduğu katkıyı tarihî perspektif içine yerleştirmek için, bilim adamının bu eseriyle neler getirmiş olduğu veya bu eserinde neler söylemiş olduğu ana hatlarıyla belirlendikten sonra, bu eserin içeriği. Önce yazarın kendi kültür çevresindeki çalışmalarla ve daha sonra komşu kültür çevrelerindeki çalışmalarla karşılaştırılarak ben/erlikler ve farklar ile bunların nedenleri belirlenmeye çalışılır, Bir bilim tarihçisinin., bu araştırmalar sırasında en fazla dikkat etmesi gereken husus, yazarın yeni birşeyler söyleyip söylemediği, yani döneminin bilgisine yeni birşeyler katıp katmadığıdır, çünkü yazarın bilimsel yeteneği buradan kuşkusuz böyle bir tahlili sağlıklı olarak yapabilmek için. incelenen çağın kültürüne, hangi bilim sözkonusu ise o bilimin genel tarihine ve eserin yazılmış olduğu dönemdeki gelişim aşamasına ilişkin ayrıntılı bilgilere sahip olmak gerekir. Fakat modern bilimi bilmeden doğru ve güvenilir bir ölçeğe dayanmak mümkün olamayacağı için. bir bilim tarihçisinin, bütün bunların yanında, modern bilime de hakim olması böyle bir değerlendirmeden sonra, tenkiti metni hazırlanan eser bilim tarihi açısından bir değer kazanır Böyle bir tahlililn değerlendirme olarak adlandırılmasının nedeni de zaten budur Tarihi insan yapar, insan yazar. Bilim tarihçileri de, bir insanın bütün zaaflarına sahip oldukları ve bir millete ve bir dine mensup oldukları için, değerlendirmelerinde duygu ve düşüncelerinin etkisinde kalabilirler. Ancak, herşeve rağmen, nesnel olmalı ve değerlendirmelerini yaparken, öznel unsurları karıştırmamaya büyük bir özen göstermelidirler. Unutulmamalıdır ki. hakikat herkesin, bütün insanlığın malı olduğu için yalanlardan daha kıymetlidir İyi bir bilim tarihçisi duygu ve inançlarının değerlendirmelerini etkilemesine izin vermeyen ya da bu etkiyi asgariye indirmeye çalışan bir olark bir noktaya daha değinmek gerekir. Yapılan çalışmaların, İngilizce'ye veya başka bir Batı diline tercüme edilerek. Batılı meslektaşlarımızın ilgisine sunulması son derece yararlı hatırlatalım ki Türk bilim tarihçileri, bu yöndeki araştırmaları sırasında bilgisizlikten kaynaklanan üç önemli sorunla yüz yüze gelmekte ve bunlan boğuşarak ve savaşarak aşmak zorunda kalmaktadırlar1 Bilginin değerini kavrayamamış çevrelerden yükselen itirazların en cahilcesi, bilim tarihinin mevcudiyeti ile ilgilidir. Bu kimseler şöyle düşünürler "Madem ki bilim gün geçtikçe gelişmekte ve eski bilgiler yavaş yavaş hükmünü kaybetmektedir, şu halde eski bilimin basarılarını öğrenmek için bunca zahmete katlanmanın ne anlamı var?" İnsanın en temel tutumlarından biri olan bilme isteğinin bir yönünün doyurulması için yapılan bilim tarihi, yaran açısından bakıldığında da anlamlı bir uğraştır. Bilim tarihi sadece bir keşifler hikayesi değildir. Bilimsel düşüncenin nasıl ve ne yönde geliştiği, bir memlekette veya bir medeniyette bilimin varlığının veya yokluğunun nedenleri, bilimle toplum arasındaki ilişkiler, bilimle din ve bilimle felsefe arasındaki uzlaşma ve çatışmalann etkenleri, yeni bilimin doğuşunu hazırlayan şartlar gibi birçok hayati konuda insanları bilinçlendiren bir tarih dalının değersizliği savunabilir mi?2 Türk aydınlan arasında oldukça yaygın olan ve aslında Batılı oryantalistlerin etkisi ile oluşan, Türklerin savaşçı bir millet olduğu ve tarihleri boyunca bilim ve felsefe gibi medenî uğraşlardan uzak durduklan inancı, Türk bilim tarihi ile ilgili çalışmaların hayalcilik ve işgüzarlık suçlamalanyla karşılaşmasına neden olmaktadır. Cehalet yaman bir düşmandır ve kimseye ayncalık tanımaz! Türk bilginlerinin sadece birkaç eseri, yukarıda kısaca tasvir etmeye çalıştığımız şekilde incelenmişken ve sayısı tam olarak tesbit edilemeyen diğer eserlerin kapaklan bile henüz kaldırılmamışken böyle bir hükümde bulunmanın bilimle bağdaşır bir yönü var mıdır?3 Türk bilim tarihçilerinin çalışma şevkini kıran üçüncü bir sorun daha vardır. Onların sattığı malın müşterisi yoktur veya yok denecek kadar azdır. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi veya Jön Türklerin siyasi faaliyetleri, Ali Kuşçu'nun Muhammediye'sini veya Takiyüddin'in Sidretü'l-Münteha'sını değerlendiren bir bilim tarihçisinin söylediklerinden daha fazla ilgi çeker. Bunun kolayca tahmin edilebilecek nedenleri bir yana bırakılıp da sonuçlarına bakılacak olursa, bilim tarihçilerinin ümitsiz durumu daha iyi anlaşılabilir. Bütün yayıncılar, bilim tarihçilerine sırtlanın çevirmislerdir; onların kil tabletleriyle zamanlannı ve paralarını kaybetmek eski bilime yönelik metin çalışmaları, halen yaygınlık kazanmış ve gelenekselleşmiş bir araştırma biçimi değildir; çok az metin anlattığımız şekilde hazırlanıp neşredilmiştir. Oysa Batı'da bu çalışmaların ilk örneklerine daha İskenderiye çağında rastlanmaktadır. İskenderiye Kütüphanesinde görevli kütüphaneciler toplanan papirüs tomarlarını tasnif etmek, metinleri kurmak ve bunları çoğaltmak zorundaydılar. Yani, ilk metin çalışmaları bu kütüphaneciler tarafından çağına kadar uzanan bu geleneği, Türk bilim tarihçiliğinde de yerleştirmek, kendi kültürümüzü tammamız ve ona sahip çıkmamız açısından zorunludur. O halde. Türk bilim tarihçilerinin bundan sonraki en Önemli görevlerinden birisi, bilim eserlerimizi yukarıda anlattığımız yöntemlere uygun olarak hazırlamaktır. Türk bilim tarihçileri, Salih Zeki'nin çalışmaları göz önünde bulundurulacak olursa, metin çalışmaları yapmak zorunda değildirler, ama araştırmalarına metin çalışmalarıyla başlamaları, birçok yönden onlara üstünlük sağlayacaktır.
Hücresel ve moleküler tıp alanındaki çalışmalarıyla tanınan Cemre Uçaryılmaz Metin hayatını kaybetti. 11 Temmuz 2022 1202 / Bilim - Teknoloji Daha önceden 2 kez kansere yakalanan ve atlatan Cemre Uçaryılmaz Metin hayatını kaybetti. 27 yaşındaki bilim insanı hücresel ve moleküler tıp alanındaki çalışmalarıyla tanınıyordu. Bir Genetikçinin Dünyası’ adlı blogu ile de tanınan Cemre Uçaryılmaz Metin geçtiğimiz şubat ayında üçüncü kez kansere yakalandı. Uçaryılmaz 2021 yılı aralık ayında, sağlık sorunları sırasında yanında olan ve 2 kez kanseri onunla yendiğini söylediği Umut Metin ile evlenmişti. CEMRE UÇARYILMAZ METİN KİMDİR? Cemre Uçaryılmaz Metin, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nü bitirdi. Bilim insanı son sınıfta kemik kanserine yakalandı. Tedavi sürecinde 7 ameliyat, 5 kemoterapi ve 37 radyoterapi seansı aldı.
Teknolojik yenilikler, mesleklerin dönüşüm hızını artırıyor. Bir uzmanlığın ömrü ilgili alandaki yeni bir keşfe kadar olacak. İlk örneklerini start-up’larda gördüğümüz bu modelde gençler belli bir mesleğe değil yapay zeka gibi iş alanlarına yönelecek. Kapsamı dar ve anlık çözümler sunan faaliyetler öne çıkacak. Abone Ol Orhan Orhun Ünal 07 Ağustos 2022, 0000 Son Güncelleme 07 Ağustos 2022, 0038 Yeni Şafak Arşiv. Bugünün şartlarında geleceğin mesleklerini sıralayan ve yorumlayan bizler fena halde yanılıyoruz. Çünkü stratejik olanlar dışında geleceğin teknolojik ortamında mesleklerin yerini iş’ statüsü alacak. Her teknolojik yenilik ve keşif hızla tüketilirken, yerini yeni bir icat alıyor. Hal böyle olunca, ilgili ürünü ve hizmeti tüketmeden daha üst modeline yöneliyoruz. Bu durumdan, teknolojinin yan sektörleri ve tabii ki meslekleri de etkileniyor. İLK ÖRNEKLERİNİ START-UP’LARDA GÖRÜYORUZGelecekteki gelişmelere paralel olarak meslekler daha hızlı dönüşecek. Bugün on yıllar alabilen değişim, dijitalleşme sayesinde çok hızlanacak. Özellikle gençler, belli bir meslek odasına bağlı ve standartları olan statüler yerine girişim odaklı işlere yönelecek. Teknoloji uzmanlarına göre, aslında bunun ilk örneklerini günümüzdeki start-up’larda görüyoruz. Geleneksel meslekler, varlığını bir şekilde sürdürse de onlar, dijital dünyanın hızlı ve zamansız koşullarına uyum sağlayacak. Önümüzdeki yılları şekillendiren girişimler, veriyi ve yapay zekayı kullanan ancak sürdürülebilirlik ilkelerini unutmayan bir içerikte olacak. Yapay zeka teknolojilerinin hakim olduğu sektörlerde fikri olan ve teknolojik ihtiyaçlara cevap veren hizmeti üretenler kazanacak. Teknolojik yenilikler, hızlanacağı için bu sektörleri besleyen geçici hizmet sağlayıcılar türeyecek. Yeni bir icatla da ömürlerini tamamlayacaklar. Örneğin şimdilerde, dron revaçta ise, bu alana yönelenler çoğalacak. İşin piyasası doyduğunda girişimci başka bir mecrada soluğu alacak. Özellikle Z kuşağının kariyer planlarında meslekler değil, teknoloji girişimleri yer alıyor. Yakın döneme gelince yazılım, yapay zeka, IoT uzmanlığı, veri geliştirme ve güvenliği mühendisi, dijital pazarlama uzmanı ve dijital terzi gibi bazı iş alanlarının popüler olması bekleniyor. GELECEK YAPAY ZEKA UZMANLARININÖzellikle üniversite tercihlerinin yapıldığı bu dönemde yakın gelecekte öne çıkacak bazı iş alanları derledik. Dijital dünyada bugün bile istihdam açığı olan önemli iş kollarından biri yazılım uzmanları. Özel ve kamu sektör kurumlarının uygulamalarını geliştiren uzmanlara talep artacak. Yapay zeka, kısa bir süre sonra hemen her yerde kendini gösterecek. ÜNİVERSİTELERDE BÖLÜMÜ AÇILIYORMakineleri insan beyniymiş gibi çalışacak şekilde programlayan, makine öğrenme algoritmalarını geliştiren yapay zeka uzmanlarını farklı sektörlerde başarılı bir gelecek bekliyor. Dijital verilerin korunması ve içeriğinin çözümlenmesi konusunda istatistik faaliyetlerini şekillendiren veri uzmanlığı da şimdiden birçok üniversitenin radarına girdi. Hangi iş alanları etkisini kaybediyorÇağrı merkezi çalışanları, bankacılar, muhasebeciler, istatistikçiler ile vedalaşırken; üretim bandında çalışan işçilerin, kamu çalışanlarının, kargo teslimatı yapanların sayısı önemli ölçüde azalacak. Terzi, kasiyer, boyacı gibi geleneksel iş alanları ise büyük oranda yerini makinelere bırakacak. Öğretmenlere online eğitim sistemleri, doktorlara yapay zeka, mühendislere robotlar büyük ölçüde yardımcı olacak. Bunun yanında, IoT uzmanlığı eleman açığı olacak mesleklerin başında geliyor. 3D üretimlerini yönetecek uzmanlar, risk yönetimi mühendisleri adından söz ettirecek. Dijital terzi olmak ister misiniz?Bazı meslekler de teknolojik yeniliklerin gelişimine paralel olarak yeniden şekillenecek. Bunlardan biri de dijital terzilik. İğne ve ipliğe veda ettirecek uygulamalar sayesinde kıyafetleri sanal modeller üzerinde test edecek kişiler ortaya çıkıyor. 3D yazılım teknolojisi, bu yazılım üzerinde yaratılan kıyafetler sanal modeller üzerinde son şeklini alıyor ve tasarımcılara iğneye, ipliğe hatta elbisenin kumaşına bile dokunmadan son düzenlemeleri yapma kolaylığı sağlıyor. Dijital dünyadaki sınırsız içeriğe maruz kalan kişilerin detoks yapmasına yardımcı olacak kişiler de yakın gelecekte adından söz ettirecek. FOTOĞRAF 6 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Pendik'te bulunan Teknokent İstanbul'u ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Oktay'a ziyaretinde Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Yerebakan, Teknopark Genel Müdürü Bilal Topçu, yönetim kurulu üyeleri, araştırma geliştirme firması yetkilileri ve girişimciler eşlik etti. Oktay, burada teknopark içindeki araştırma geliştirme çalışmalarının yürütüldüğü kuluçka merkezinde girişimcilerden ürün ve hizmetler hakkında bilgi aldı. Teknopark İstanbul Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri olan Siber Akıncılar ile de sohbet eden Fuat Oktay, Siber Akıncılardan Ömer Faruk Sönmez'den bir firmanın nasıl yazılım açığını bulduklarını anlattığı hikayesini dinledi. Firmalar sunum yaparak geliştirdikleri ürün ve yazılımları anlattı. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Oktay motive etmek için geldikleri Teknopark'tan motive olarak ayrıldıklarını söyleyerek, \"Rakamlara baktığımızda 424 AR-GE firmamızın olduğu bir merkez. ve 8 bin 259 AR-GE personelimiz, yani mühendisimizin çalıştığı bir merkezimizden bahsediyoruz. Halihazırda da 2 bin 800 projemiz tamamlanmış ve yine devam eden projelerimiz var. Bunların içerisinde 850. Kuluçka merkezimiz var. Özellikle gençlerimize, özellikle fikri ve projesi olan insanlarımıza ben bunu nasıl hayata geçirebileceğim hiçbir şey bilmiyorum diyenlerin geleceği ve belirli bir filtreden geçtikten sonra bir kalifiye fikir ve proje kalifiyedir aşamasına geldikten sonrasında içeriye alınan bir merkez ki buradan yaklaşık şu ana kadar 300 tane firmamız çıkmış durumda\" diye konuştu. Oktay, \"İlaç firmalarımızı yakinen gördük. Özellikle kanser araştırmalarında ve akciğer kanseri yönelik çalışmaların faz 1 aşamasına gelen ilaçların burada çalışıldığına şahit olduk. Ve kısmet olursa da 2023 itibariyle de faz 2 aşamasına gelen ilaçlar ki bunlar muhteşem çalışmalar. 5 tane kanserle ilgili tümörleri yok edecek ama dünyadaki hali hazırdaki sistemlerden de farklı olarak teknolojilerden de farklı olarak akıllı kemoterapi diye ifade edebileceğimiz yeni yöntemlerin çalışıldığı bir merkezden bahsediyoruz. Bunlara şahitlik ettik. Son derece de memnun olduk. Akıllı kemoterapiden kastım da tüm vücuda kemoterapi vermekten ziyade sadece kanserli hücreyi yakalayan ve sadece o kanserli hücreyi yok edecek bir ilaç teknolojisi şu anda hamdolsun faz 1 aşamasını bitirmek üzere bu Türkiye açısından da, çalışan arkadaşlarımız açısından da gurur duyulacak bir çalışma. Hem kemoterapi hem radyoterapi yine aynı alanda. Hastalarımız ve hasta yakınlarımız bunu çok yakinen bilirler. Hem Türkiye'de bütün dünyada da bu böyle aslında. Vücutta beliren bazı sıkıntılar, yaralar ve benzeri şeyler. Bunların giderilmesiyle ilgili dermatolojik ürünlerin geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar muhteşem çalışmalar\" şeklinde konuştu. Yine bilişim alanında muhteşem projeler var diyen Oktay, \"Motor geliştirmeyle alakalı çok ciddi projeler var. Motor geliştirmeden şu anda savunma sanayindeki motorlarımızdan ki bu Altay tanklarına kadarki gelen aşama, fırtına ve Altay tanklarına kadarki tüm aşamalardan bin beş yüz beygir gücü motorun üretilmesine kadar takvimlendirilmiş ve burada yapılan çalışmalar, MİLGEM'le ilgili çalışmalar ve diğer yine baktığımızda şu anda sondaj gemilerimizde, Fatih'te ve Abdülhamid Han'a on gün sonra teslim edilecek bir ürünü arkadaşlar bize getirdiler. On gün sonra teslim ediyoruz diye. Bu da çok ilginç. Bunu zaten Cumhurbaşkanımızın Fatih gemisini ziyaretinde de Filyos'u ziyaretinde de görmüştük. Üç bin metre derinlikte Türkiye'de başka bir yerde olmayan yine Türkiye'de üretilen bu biraz önceki ürünü ifade ediyorum. Robotik yani cerrahi bir müdahale gibi robotla üç bin metrede doğal gazın çıkarılmasını sağlayan bir teknolojiden bahsediyoruz. Bu merkezde çalışılan bir şey\" ifadelerini kullandı. Oktay sözlerini şöyle noktaladı \"Nihai arzumuz şu, ben gelirken ki bir başka arzum şu idi Biz bugüne kadar biliyorsunuz altı tane unicorn çıkardık. Yani 1 milyar dolar seviyesine ulaşan start uplar yeni başlayan girişimcilik. Altı tane çıkardık bunlardan. Yeni unicornlarımız, yeni adaylarımız var mıdır? Bunu öğrenmek için de ben özellikle bugünkü ziyaretlerin amaçlarından birisi de bu idi. Hamdolsun bunu da görmüş olmaktan son derece mutlu oldum.\" Dünyaya umut olacak Türk bilim insanlarının geliştirdiği ilaç kanserli hücreyi yok edecek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Pendik'teki Teknokent İstanbul'u ziyaret ederek girişimcilerle ürün ve hizmetler hakkında konuştu. Özellikle kansere yönelik araştırmaları yakından inceleyen Oktay, "Sadece kanserli hücreyi yakalayan ve sadece o kanserli hücreyi yok edecek bir ilaç teknolojisi şu anda hamdolsun faz 1 aşamasını bitirmek üzere. Bu Türkiye açısından da, çalışan arkadaşlarımız açısından da gurur duyulacak bir çalışma" ifadelerini kullandı. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda bu yıl ilk kez şehit ve gazi yakını ile engelli öğrenciler için ek kontenjan açılmasına karar verdi. Google'da abone olun Üniversitenin sürekli büyümeyi hedefleyen vizyonuna uygun bir şekilde gelişimine tüm hızıyla devam eden ve 24-28 Ağustos tarihleri arasında Farabi Kampüsü Spor Salonu’nda yapacağı özel yetenek sınavıyla öğrenci alacak olan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, öğrenci kontenjanına bu sene ilk defa şehit ve gazi yakını ile engelli öğrenci kontenjanı ekledi. Bünyesinde üniversiteyi ulusal ve uluslararası birçok arenada temsil eden çok sayıda milli sporcu barındıran Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nun Müdürü Doç. Dr. Mustafa Gümüş, yabancı uyruklu öğrenciler için de her yıl ayrı kontenjan açtıklarını dile ilgili yaptığı açıklamada kaliteli bir büyümeye dikkat çeken Gümüş, hem Türkiye’nin hem de Dünya’nın dört bir yanından gelen öğrencilere nitelikli bir eğitim vererek, onların adından söz ettirir bireyler haline gelmesini amaçladıklarını ve sahip oldukları dinamik ve geniş kadroyla bunun için ellerinden gelen tüm özveriyi göstereceklerini ifade etti. Böylesi bir vizyonla yoluna devam eden Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nun şehit ve gazi yakınları ile engelli öğrencileri de kazanmak istediğini belirten Gümüş, bu gibi kararların Üniversiteler arasında daha da yaygınlaşması temennisinde bulundu."Ön kayıtlar online yapılabilmekte"Geçtiğimiz yıl açılan Antrenörlük Eğitimi Bölümüne bu yıl ilk defa özel yetenek sınavı ile öğrenci alınacağını açıklayan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mustafa Gümüş, “Yüksekokulumuz gerek lisans gerekse tezli/tezsiz lisansüstü eğitim faaliyetleri ile tercih edilebilir olmaya devam etmektedir. Yüksekokulumuz Özel Yetenek Sınavının tercih edilmesinin başlıca nedenlerinden ön kayıtların online şekilde internetten yapılabilmesi, hiçbir şekilde başvuru ücreti alınmaması ve sınavımızın şeffaflığı da başvuru sayımızı rekor seviyeye ulaştırmaktadır” diye Eğitimi ve Spor Öğretmenliği ile Antrenörlük Eğitimi programlarına Özel Yetenek Sınavı ile toplam 80 öğrenci alınacağını aktaran Gümüş, özel yetenek sınavı ön kayıtlarının 08-21 Ağustos tarihleri arasında çevrimiçi olarak adresinden yapılabileceğini duyurdu. İnegöl Online mobil uygulaması güncellendi TIKLA HABERLER CEBİNE GELSİN Bu haber İHA haber ajansı tarafından hazırlanmıştır. ZBEÜ’de bir ilk başlıklı haber sistemimize otomatik olarak çekilip yayına verilmektedir. Bu içerikler üzerinde editörlerinin herhangi bir tasarrufu yoktur, sorumluluk ilgili ajansındır.
bilim ve teknoloji ile bir metin